« Önceki |

15.3.2009

BAŞKA BİR ŞEY VAR



Var

Başka bir şey var…

 

Her acının altında, her yalnızlığın yanı başında, her siper alınışın ardında başka bir şey var… İlham veren, yaşama kuşandıran ve her seferinde seni uyanışından uyandıran başka bir şey var… Acının dokunduğu, öfkenin sardığı, hayatın hırçınlaştırdığı her anda başka bir şey var…

Sadece olmak adına olmayı aştığında, onunla bir olma hali var...

 

Zaten tüm melekler aynı şeyi söylemez mi? Tüm neşeli melodiler sana bunu aktarmaz mı?

Tüm acı tınıların ardında olan sensin, sen ki içinden içini delensin, damla damla öze akansın ve sonunda aşka kavuşansın.

 

Her acı bir ilhamsa, en kötü olan şey bile cennetin kapısını çalmak değil mi?

En çaresiz anında bile onun hasletinle yanmak değil mi?

 

Dinle, içindeki sesi dinle…

Duy, içindeki senfoniyi duy…

Anla, yaşadığını An’la…

 

Ve bil, her görünenin altında başka bir şeyin var olduğunu bil…

Gözünün ulaşamadığı yerde özünün başka bir şey gördüğünü bil…

 

Var

Başka bir şey var…

Her ulaşımın ardında başka bir şey var…

 

15.03.2009

Carolina ÖZGÜN

2.1.2009

YANSIMALAR

 


Bir iki tuş sesi

Ve ıssızlık

Sadece devinim

Beynimin düşünüşü

Ve şiir şiir şiir

 

Bir iki görüntü

Ve karanlık

Sadece göz ağrısı

Bebeklerimin ayazı

Ve ışık ışık ışık

 

Bir iki kalp acısı

Ve atak

Sadece kan ve gül

Yüreğimin yansıması

Ve aşk aşk aşk

01.01.2009
Carolina ÖZGÜN

27.8.2008

Perim



Ne olur bir iki satır gelsene
Yanı başımda dursana

Ne olur birkaç damla aksana
Bu boynu büküklüğümü dağıtsana

 

27.08.2008

Carolina Isolabella Özgün

1.6.2008

Lir

 

Sanki kalbim bir lir

Kimse onun çalgıcısı

Sadece elleri var üstümde

Ne yüzü, ne kimliği

 

Sanki tınısı bir sis

Kimse onun dağıtıcısı

Sadece sesi var kulaklarımda

Ne kendisi, ne esintisi

 

01.06.08

Carolina Isolabella Özgün

22.4.2008

OBSEDE DUYGULAR

 

 

Ne çok musallat enerjiler, hayır kelimesine tutuklu zihinler, hedefe kilitli yürekler ve yapışkan davranışlar görebiliyoruz. Ne çok zorlayıcı, ısrarcı ve baskılayıcı insanlarla karşılaşabiliyoruz.

 

Peki bu takıntı haline dönüşmüş hedefleri taşıyan insanlar aslında neye hizmet ediyorlar? Gerçekte neyi arzuluyorlar? Neden bu kadar saplantılı olabiliyorlar? Bu denli ısrarcı olmak ve kendince hayaller kurup, anlamlar çıkarıp, olanın alenen anlaşılırlığının dışında, kendi zihinlerinin yarattığına inanmak istemek neye bağlı bir davranış biçimidir?

 

İnsan psikolojisi kişiden kişiye ne de çok farklılıklar gösterebiliyor. Çoğumuz hayatlarımızda paralel evreler geçiriyoruz, kimimiz sağlıklı davranış biçimlerini sergilerken, kimimiz takıntı haline dönüştürdükleri şeylerin esaretinde yaşayabiliyor. Bu kendi özellerine kalsa iyi, bir de buna sizi ortak etme çabasını yaşatırken olay epeyce ilginçleşiyor. Ne denli uzak kalmaya çalışsanız, mesafe koysanız, o denli ısrarcı, baskılayıcı ve sıkıntı verici şeylerle karşılaşabiliyorsunuz.

 

Bu durumlarda gözlemci olmak ve aslında olayın ne anlatmak istediğine odaklanmak en iyi yöntem olsa da, bu, ancak karşınızdakinin sizinle eşdeğer titreşime sahip olması halinde çözüme ulaşıyor. Diğer türde ise ciddi bir zorlayış oluyor.

 

Zaman süreçlerinde insan insanlığını tanıma derdine girmişken, onu aşağıya çeken duygular silsilesinde ne de çabuk kaybolabiliyor. Ne de çabuk bir başka varlık onu kendinden edebiliyor. Temelde sevgi ve ilgi bağımlılığı, birçok arayışlarla insanı kişilik bozukluklarına sürüklüyor ve daha kendini sevmeyi öğrenemeyeni başkalarına bağımlı kılıyor. 

 

Peki bu denli tutunmak neden?

Bunca ısrar, hazımsızlık neden?

Bu kadar gözü karalılık, obsesyona dalış neden?

İstediğin ya da daha doğrusu takıntı yaptığın şeyi elde edince ne olacak?

O aziz ve ulu gururun ayaklanacak mı? Kendini çok mu değerli hissedeceksin?

 

Ey kadın, ey adam, ey insan, duygularının esiri isen hala kölesin.

Aşk diye konuştuğun ise sadece bir yanılsama, o sende ise tutunmazsın, sen onda isen ağlamazsın...

Sevgi diye anlattığın sensen anlamını yaşarsın, sevgi diye beklediğine tutsaksan sen esirsin...

Dostluk diye tutturduğun bir yakarışsa dostluktan uzaksın, gidene kal diyecek kadar acizsen gitmen gerektiğinde kalacak kadar da pişkinsin.

 

Zihninin oyunlarınla kuruntu, kurgu, varsayım yapıyorsan, dur da bir düşün, kaybettiğin ve boşa harcadığın zamanı düşün. Kıskançlıkla, entrika ile, kurnazlık ve dedektiflikle bir yere varamazsın, olsa olsa hastalanırsın. Şifaya acilen ihtiyaç duyarsın ve bunu sadece ve sadece sen kazanırsın. Önce kalbine dön bak, sev kendini, sar benliğini, senle zaman geçirmeyene sal derdini, unut harbini.

 

Ey güzel insan, sevgiye ve saygıya değer insan!...

Sen sen ol, bir ve kendin ol, kendinle mutlu ve yolunla aydınlık ol...

Zihninle değil, aklınla bir ol...

Obsede duygu ve arzularınla değil, evrenle ve hislerle gark ol...

Seni hayatına almayı bekleyen nice güzel anlarda, seni gerçekten sevecek olan ile daim ol...

 

21.04.2008

Carolina Isolabella Özgün