Fışkırıyor Tanrım
Her yerden bir insan
Nedir bu üreme göçebe yaşamda
Orda insan burada insan
Bir de ölüme direnirler
Sanki sonu bilmezler
Dünyayı felekten elerler
Bir o yana bir bu yana savrulurlar
Aşk yaşar sanırlar
Başarı diye geçinirler
Elem vurdu mu yüzlerine
Bir anda ana gelirler
Sonra yine ömre galebe çalarlar
Duygularına pas tutamazlar
Çağlara haykıramadan bir tokatla yere düşerler
Sonra yine topraktan fışkırırlar
Bilmezler ki hep ölüme doğarlar…
22.10.2007
Carolina Isolabella Özgün
Çakal terli
Gecesi kederli
Bıkmamış avından
Gidişatı belli
Ayaz kavurur vakti
Çile eder dertlisi
Mağrur küstah efendisi
Beslenir kara etkisi
Sebeplenişi denge etkisi
Kalmış tek siper ordusu
Sinsice yaklaşır düşmanı
Oklar mızraklar erleri
Bıkmamış avuç toprağa
Sığmamış akıl isyana
Aymamış damarı kana
Sanmış sunmuş karanlığa
Dökülür bedenler ard arda
Sığmaz acılar analara
Susmaz yakarışlar haykırışlara
Derdine derman olamaz havlayana
Salın salın dünya
Yalpalar renkli dünya
Yalnızca acısına ağlar gaia
Salar hıçkırıklarını karaya
13.06.07
Carolina Isolabella Özgün
Öylesine ışıktı ki her yer
Bir siyah kumaş çekiverdiler
Arada incelmiş yanlarından
Işıklar yıldızlara serildiler
Öylesine ışıl ışıldı ki yıldızlar
Seslerine ayar işlediler
Öyle ince detaylara kaydoldu ki
Yüreklere gizlendiler
Öylesine karanlık oldu ki gece
Gündüze güneşi verdiler
Günü ısıtırken ışınları
Birikti buhar olan gözyaşları
Öylesine bir sır verdi ki sıcağı
Tesir etmedi karanlığı
Uykuya çekilirken ışığı
Ağladı çarpışan bulutları
Carolina
12.05.07