16.10.2007
BARIŞA SAVAŞÇI...
Savaşçı
Savaş neye verilir, niçin savaşılır?…
Tanrı adına mı? Binlerce yıldan beri süregelen insanın en büyük yalanı adına mı?
Onun adını kullanarak egosu ve çıkarına hizmet etmek adına mı?
Binlerce yıl, milyarlarca kayıp, kana boyanmış tonlarca toprak, bir türlü kimsenin olamamış sınırlar… Önce taşlar, sonra mızraklar, sonra atlar ve kılıçlar, sonra bombalar, sonra silahlar, hep silahlar… Korunmak adına, korumak adına, kimi ve neyi ise; işte o meçhul.
İnsanı insandan nasıl koruruz ki? En büyük düşmanı kendi iken…
İnsanı insandan nasıl çıkarırız ki? En büyük çıkarım kendinde iken…
Canlar çıkmış, ruhlar soysuzlaşmış, şeref, onur, haysiyet kalmamış…
Modern çağda bir masa ardında birkaç telefonla idare edilen dünya ve insan, binlerce yıl önce cesur denilen savaşçılarla idare edilmiş, iradeleri dışında savaş öğretilmiş ve adına yürekli, cesur denmiş. Neyin cesareti ise, asıl olan insana esareti, kendi gibi anlayamadığı, kabullenemediği bir benzerine savaşı.
Şimdilerde birkaç cd, birkaç tuşla ciddi kayıplara sebebiyet veren kararlar, o zamanlarda ordular ve fermanlarla kazanılan zaferler…
Zafer, neyin zaferi ise? Anlık ve değişecek olan sistemin zaferi ise ben ona zafer demem, zaten savaşta kayıp varsa, zafer tek taraflı olamaz, savaş içte yaşarken barış olamaz… Oysa barış içinde bir varlık savaşını kazanmış ve huzura ermiştir.
Soruyorum savaşınız neye?
İyi biri olmaya mı? Galip gelmeye mi? Alt etmeye mi? Erk göstermeye mi? Üstün olmaya mı? Neye bu savaş? Niçin? Neden bitmez tükenmez bu savaş? Hırs, öfke, kin, nefret, neye? Tanrı bunu mu istiyor, biz kardeşlerimizi yok edelim diye mi ayrı yollar gösteriyor, hepsinin aynı olduğunu anlayamayalım diye mi? Çekiştirtelim, yargılayalım, öldürelim diye mi?
Ahh canlar, canlar, akbabalar ve kanlar, idam olmuş ruhlar, kavgaya doymamış insafsızlar…
Sefiller, açlar, susuzlar…Zenginler, kahramanlar, soylular…
Dualite, dengesizlik, dengeli dengesizlik, tutarsızlık…
İnsafsızlık, çaresizlik, kölelik… Liderlik, imparatorluk, krallık…
Dünya, politika, erk, savaş, kan, esaret…
Dünya, doğa, aşk, sevgi, tabiat…
Dünya, boyut, denklem, izafi, zaman…
Dünya, matrix, matematik, geometri, üstat…
Dünya, cihan, evren, zerre, nefes…
Haberler, reklamlar, diziler, filmler, parıltılar…
Kara, toprak, ağaç, su, yaşam…
Ses, duyu, algı, his, ilham…
Çarpma, çıkarma, bölme, çizme, bilgi…
Ruh, tin, hayat, yaşam, an…
Savaş dostum savaş, yaşamaya savaş, yaşamak dediğin ölüme yenilmemekse yine savaş…
Yok ki yok oluş, kork anca, yine savaş…
Anca savaş, kanca savaş…
Ben yoruldum savaş…
Duruldum usulca yanaş…
Carolina
01.07.07

Konu: mrb.
İçimizdeki duyguları işte bu dercesine satırlara dökmüşsün ve pandoranın kutusu hikayesini biliyorsundur. Suç o kutuyu açan pandora'da mı yoksa insanların aç gözlülüğü ve içindeki hırsın, doymamazlıgın, kıskançlıgın, husumetin düşüncelere yansıması mı? Barış dolu günler diliyorum.
****************************************************
Bence hepsinden biraz ama galiba en çok insanın kaderi yazgısına karşı çıkamması... evrimi ve tekamülü için gerekn yol bu... koşullar d abelii..
barış hepimizin olsun
sevgiyle
Düzenleyen carolisolabella gün: 21.10.2007 saat: 22:30
Bağlantı »
Konu: dostlar
Buradaki yorumuma verdiğiniz cevap hakkında:
Yine her zaman olduğu gibi bilgece sözler yazmışsınız.
Dostlarımız bizi şu veya bu şekilde yönlendiriyorlar.
"Aferin"ler, "öyle yapma"lar, insanı belirli bir yörüngeye, dostların istediği yörüngeye sokuyor. İnsanın hür iradesini hür olmaktan çıkarıyor.
Cevabınız üzerine çok şey düşündüm ancak her şeyi yazamıyorum şimdi.
Yalınız bilin ki bir kere daha ufuklarımı genişletmiş oldunuz.
Tekrar çok çok teşekkür ederim.
*******************************************
Sevgili dostum,
ben teşekkür ederim, sizdeki cevherin ışıldayışını bana her seferinde gösterdiğiniz için... güzel bakan gözlerle bakıp akatrdığınız için..
Sevgilerimle
Düzenleyen carolisolabella gün: 20.10.2007 saat: 00:19
Bağlantı »
Konu: savaş ve seviş
savaşmak ve sevişmek bir dengenin iki unsuru...
biri azaltırken insan sayısını diğeri çoğaltıyor.
******************************************************
hep denge, her şey denge ve dengede:))
aklı zorlayıcı bişi denge...
sevgiler
Düzenleyen carolisolabella gün: 18.10.2007 saat: 10:51
Bağlantı »
Konu: ben varım
bu savaşta ben varım demek gerek ve yan yana durmak omuz omuza, tek savaş barış için olmalı böylece...
Neden olmasın!!!
Sevgiyle,
*******************************************
bence de:))
barış için:))
Sevgiyle
Düzenleyen carolisolabella gün: 17.10.2007 saat: 12:16
Bağlantı »
Konu: sakkın haa
SAVAŞMAYIN SIVIŞIN
**********************************
Dünkü yörüngenin sürüngeni olayına hala gülüyorum:))
Ya bu kadar esprili nasıl yazabiliyorsunuz inanamıyorum:))
Sevgilerle
Düzenleyen carolisolabella gün: 17.10.2007 saat: 10:49
Bağlantı »
Konu: zor
Paylaşmamak, şüphe, mülkiyet hissi, bencillik, kavimcilik, milliyetçilik ve daha pek çok unsur savaşlara sebep oluyor. Bunlar ise savaşların en masum sebepleri. Diğerlerini saymaya gerek yok.
Bir yerde siz de paylaşmayı red edersiniz. Ben çalıştım ben kazandım ben savaştım sen de git mücadele et kazan savaşım ver dersiniz. terslersiniz. niyetiniz terslemek olmasa bile öyle algılanırsınız. şu veya bu şekilde paylaşımcı olamayacaksınızdır. düşmanlarınız olacaktır. savunma pozisyonuna gireceksinizdir. korumacıların saflarında olacaksınızdır. zulme destek olacaksınızdır isteseniz de istemeseniz de.
******************************************************
Bir şekilde insna kendi içinde savaşırken başkalarıyla savaşır bence...
En büyük savaş da yaşamda kalma mücadelesi, hayata tutunma...
Bir noktadan bakınca dedikleriniz doğru ama tümden bakınca düşman ver mı bilemiyorum, belki en büyük düşmanlar insanın en büyük dostlarıdır çünkü insanı insan yapan ve değerlere sahip çıkartan onlardır...
Sevgilerle
Düzenleyen carolisolabella gün: 16.10.2007 saat: 21:51
Bağlantı »
Konu: selam..
seninle tanıştığımdan beri senin gibi bende senin yazıları izliyorum ve hep ayrı dilde aynı dili konuşuyoruz gibi geliyor Carolin.
Birgün Carolin;
bir gün insan...
Hiç imla hatası yapmadan bütün dilleri kendi dili ile konuşacak,
Hiç vurgu hatası yapmadan bütün dilleri kendi dili ile yazacak...
Onlara ait olan ama kayıp bir dil bu...
Bu isteğim hep hayalini kurduğum ve o zaman tekrar varolmak isterdim...
Ama bu gidişatta umudum varmı,şu an için yoktur...
sevgilerim ile canım...
İnsan anladıkça kavradıkça insanların farkında olmadıkları bu yokoluşlarına da kızmamaya başlıyor..Bu tortuların temizlenmesi artık mümkünmü bilemiyorum ama...
**********************************************
Her şerde bir hayır vardır...
Umutsuzluk bize yaraşmaz canım...
Bir de hayaller bence gerçeğin yarısıdır, ne hayal edersek edelim bir şekilde, bir yerde illa ki gerçektir...
İsterdim inanmadığın bir şey için, oysa inan bir gün dediğin olacak, tıpkı makarayı ters sarmak gibi, başlangıçtaki gibi, bir noktaya varacağız...
Koordine düşünceler ve hissedişler kitlevi açılıyor bu dönemde, sen ben, ben sen yok aslında, herkes sadece kendini görüyor çünkü aslında aynaya bakıyor...
Ne dersek diyelim yine de herkes kabı kadar alacaktır...
Bence umut var, her gece gübe dopar çünkü...
Sevgimle canım...
Düzenleyen carolisolabella gün: 16.10.2007 saat: 21:48
Bağlantı »
Konu: selam..
İnsanı insanlıktan çıkaran...
İnsanın tanrıdan çıkması ve tüketmesi oldu...
Tanrı insanın emperyaliziminin sadece bir aracı oldu...
Anlamak Carolina...
İnsanı yokeden yine kendinden katılan oldu...
Tanrı tarafından ..
ve kendini..de..
************************************
Selam canım,
Çok çok anlaşılırız ve çok çok algılanır bir yorum
tabii özden okuyabilince
sanırım
anlıyorum
kendi kim
kim kim
içte herşey
içte
sevgilerle
Düzenleyen carolisolabella gün: 5.7.2007 saat: 22:05
Bağlantı »
Konu: Hakikat için Mücadele
Bu önemli bir konu. insanoğlunun temel gerçeklerinden biri. fakat meseleyi iyi anlamak geekiyor: Ademin çocukları habil ve kabil ile başlayan iyinin ve kötünün mücadelesi var yeryüzünde. bir çok sebepten ötürü yapılıyor savaşlar. sadece din değil. toprak, ekonomi, büyüklük, şan -şeref, zulüm, sömürü, manasız çekişmeler vs.
Savaşların sebeplerini 2 farklı biçimde değerlendirmeyi öneriyorum: 1- iyilik, doğruluk, adalet adına yapılan savaşlar 2- kötülük, zulüm, sömürü, şan-şeref, büyüklük adına yapılan savaşlar. şimdi buradan hareketle savaş heveslisi, savaş yanlısı damgası yiyebilirim. fakat ben, savaşın insanoğlunun bir gerçeği olduğunu görüyorum. bu, böyle "savaşlar olmasın" diyerek üstesinden gelebileceğimiz bir şey değil. yeryüzünde iyinin ve kötünün mücadelesi var. bu daha ilk insandan beri devam ediyor. insanlar doğru yoldan şaştıklarında onları doğru yola iletecek peygamberler, ermişler, liderler, kitaplar gelmiş, ortaya konmuş. çeşitli sebeplerden ötürü husumetler olmuş, savaşlar çıkmış, topraklar el değişmiş, insanlar ölmüş, evler, şehirler yerle bir edilmiş. savaşı salt bir zulüm ve haksızlık olarak makul ve doğru yolda olan bir insanın tasvip etmesini bekleyemeyiz. fakat karşı tarafta bir zulüm ve katliam mevcutsa ona karşılık verilmesi gerektiğini düşünüyorum. eğer bu yol savaş ise, bu kaçınılmazdır. bu bir mücadeledir.
Allah için savaşmak konusu ise özel bir konudur. Bir müslüman olduğum için kendi dinimden bir örnek vermek istiyorum. "Yeryüzünde fitne kalkıp din yalnız Allah'ın oluncuya dek onlarla savaşın" şeklinde bir ayet var Kur'an-ı Kerim'de. bu sözleri anlamak için m mutlaka önceki ve sonraki ayetleri de okumak gerekiyor elbette. ancak buradaki ifade açık ve kesin. günümüzde müslümanlar, büyük ve acınası siyasal ideolojiler ve hakimiyet mücadeleleri neticesinde terörist olarak yaftalanıyor. bu, apayrı bir konu. islam'da, savaş ancak kötülüğe, zulme, baskıya, fitnenin ortadan kaldırılmasına yönelik olarak yapılır. dini yaymak, hakkı yaymak için yapılır. ancak her dinde olduğu gibi islam'da da bir savaş hukuku var. kimse, keyfi olarak öldürülemez. suçsuz insanlar katledilemez. mesele uzun ve geniş bir mesele. mutlaka derinlemesine araştırılması gerekiyor. ama şu kadarını söylemek istiyorum: insanların ülkelerini, şehirlerini, mabetleri bombalayıp yerle bir ederseniz, çocukları öksüz ve yetim bırakırsanız, maddi menfaat için, dünya sömürü düzenini hakim kılmak için birileri savaşıyorsa, kirli bir savaş yapıyorsa onlara karşı gelen, onlarla savaşan başka birilerinin de olmasını yadırgayamayız. bir zulüm varsa sadece müslümanlar değil, tüm dinlere ve inanışlara mensup, tüm dilleri konuşan, farklı bayraklar altında farklı topraklarda yaşayan tüm insanların, ırk, renk, cinsiyet ayrımı vs. olmaksızın buna karşı çıkması, mücadele etmesi gerekir. yeryüzünü hakimiyet altına almak isteyen ırkçı-emperyalist-sömürücü tüm hareketlere karşı insanlar mücadele etmeli ve gerekirse savaşmalıdır. konuya böyle bakıyorum.
ama tüm bunlardan daha önemli olan konu, sizin de belirttiğiniz gibi insanın kendisiyle olan mücadelesidir. savaş, bu anlamda daha küçük ve önemsiz bir mücadele gibidir. asıl zor olan kendimizle yaptığımız mücadeledir. bu mücadele, insani özelliklerimizin ortadan kaldırılması, yasak olmayan şeylerin birileri tarafından keyfi bir şekilde yasaklanması vesair anlamalara da gelmiyor elbette. insan olma, bilme ve öğrenme, değerlere sahip olma, bu dünyaya anlamaya çalışma, iyiliği hakim kılmaya ve yaygınlaştırmaya gayret gösterme, sevmeyi ve aşkı hakim kılma, haksızlık etmeme, hırsızlık yapmama, haddini bilme, adabı muaşerete ve nezaket kurallarına riayet etme, ahlaklı davranma, gıybet etmeme, iftara atmama, arsızlık yapmama, aç gözlü olmama, kibirli olmama mücadelesidir bu. asıl mücadele budur. anlamlı olan budur. uğrunda mücadele verilmeye layık olan da budur. yoksa o toprak senin, bu toprak benim, benim dinim yüce, seninkisi değil, ben büyüğüm sen küçüksün mücadelesi değildir bu. hak ve hakikat gün gibi ortadadır. kimse bu anlamda hakka, doğruya, adalate sırtını dönemez. dönse bile bu gerçekler oldukları yerdedir. hak, hakikat, adalet, bilgelik, cesaret ve diğer hususlar ve erdemler ve hikmet hakkında polemik yapmak, spekülatif söylemlerde bulunmak, onları değersizleştirmek, onların içini boşaltmak, doğruları çarpıtmaya, insanları kendi menfaatleri uğruna yönlendirmeye çalışmak sonu gelmez ve beyhude çabalardır. sonuçta iyilik kazancaktır. hak parıldayacaktır.
Dünyanın geçici olduğunu bilenler, sonsuz bir ruh taşıdığımızı ve ilahi bir gücü içinde barındırdığımızı bilenler gerçeğin ne olduğunu, kendilerinin ne olduğunu ve bu dünyanın ne olduğunu da çok iyi bilirler.
Sevgi ve Selametle.
**************************************
Sevgili TLHW,
Çok çok güzel bir ifade şekli, olayı her yönüyle ele alış biçimin eşsiz.
Herkesin inancına, kavrayışına ve aklına yatkın makul bir anlatım.
Çoğu yerde senin gibi dusunuyorum, sunu da ekliyorum, hür vicdan, akıl, mantık ve şuurlu bir insanın artık fikri ve bilgeliği elindedir. Bir şeye sarılmak ve onun adına bir şeyler yapmak değildir amacı, ulaştığı ve edindiği insani hasletleri yansıtmaktır görevi. Başlangıçlar yaratmak, düşünmeye sevk etmek ve bir şekilde beyinsel devrimci olmak.. Bugüne kadar olanlar ve bundan sonra olabilecekler, bir sıçrama yapmak için düşünmediğini düşünmek, bakmadığın bakış açısından bakabilmek gerekir. Bir probleme farklı bir bakış açısından bakmak olayı daha farklı bir şekilde çözmeye ve hatta belki bir daha yaşamamaya sevk edecektir. Ama değişim çağında insan değişime karşı dirençli. Farklılık ve başkalık korkutucu, alışıldık değil dolayısıyla güvenli değil gibi...
Oysa bu buzdağının görünen kısmı, bir de görünmeyen ve hep gizli kalmış diğer tarafı var. Onu görmemek, bilmemek hep en kolay yoldur, zahmetlidir, meşakkatlidir, zordur...
Eğer senelerdir, hatta asırlardır süregelen olaylara aynı tepkileri vermeye devam edersek hiçbir gelişim ve sıçrama gösteremeyiz, yeni enerji ve akımlara açamayız kendimizi, dolayısıyla beynimizin gizli kalmış ve daha kullanılmayan milyonlarca yeri karanlıkta kalmaya mahkum olur..
Bu konu aslında çok derin, çok detaylı ama herkesin ne demek istediğini ve ne demek istemediğini oldukça iyi anlıyorum.
Çok değerli katkın ve ilgine teşekkür ediyorum, gerçekten de çok güzel bir açılım olmuş.
Sevgilerle,
Carolina
Düzenleyen carolisolabella gün: 4.7.2007 saat: 18:53
Bağlantı »
Konu: selam..
Savaşmak ,nereye kadar ,kiminle
Kendisini unutmalı bazen insan.
Bazense sebepsiz yaşanmalı yaşanması gereken ne varsa,
sebepler olmadan,
olması gerektiği gibi.
Sebepsizim,
sebeplerim yok içimde bir telaş, bir kalabalık,
kimse bir şey demiyor, yorgun bir telaş görünen.
Yetişeceğin ya da gideceğin yerin olmadan ansızın yaşanılan bir telaş,
sonunda ise izsiz telaşınla baş başa.
Kendisini unutmalı yinede insan
unutmalı bazen
tutunmak istediğinde
kendinden başka kimsenin olmadığını öğrenene kadar unutmalı.
savaşmak mı ne adına kiminle
sevgilerimle..
************************************************
Selamlar :)))
Çok olmuştu değil mi?
Hoşgeldin...
Unutmak gerektiğini bile unutabildiğimizde bizden başkası kalmıyor bence...
O arayış ki hep kendinde, içinde, özünde...
Başkası yok, kalabalık çok, ama sen de yok gibi...
Bir ordu dolusu tek, o tek ki sen, sen ki değil...
Gerçekten savaşmak mı, hakikatten ne adına??
Sevgimle::)))
Düzenleyen carolisolabella gün: 3.7.2007 saat: 22:18
Bağlantı »
Konu: savaşa dair
atlıların nal sesleri
ufku döven bir demirci
bir de gülüşün
sabah güneşi
aklımda yüz yıldır...
tarihe bir mektup yazmalıyım
sen orda okumalısın sevgilim
ben burda ağlamalı...
çocukların gözleri deniz olmalı
el ele dolaşmalı hürriyet
bir gün ...
t.kurt
*********************************************
Cennetin krallığı...
Bunu hatırlattı:))
Çok güzel, ufku döven demirci...
Teşekkürler
Düzenleyen carolisolabella gün: 3.7.2007 saat: 20:06
Bağlantı »
Konu: Tanrı
sevgili carolina,
(bunu da yanlış yazmadım umarım, zira size iki farklı zamanlarda, bir samimiyet göstergesi olsun, arada resmi bir soğukluk olmasın diye "isabel" diye hitap etmiştim. her nedense ikinci söyleyişimde sitemkar ve memnuniyetsiz bir tepki vermiştiniz. bu ikircikli tutumunuz beni şaşırtmıştı doğrusu.)
ikinci satırdaki ilk soru işaretinden sonra 'yoksa' vb.bir ifade kullanmadığınız için ilk iki satırdan 'tanrı insanın tarih boyu uydurduğu bir yalandır' anlamı çıkıyor. bunu böyle mi anlamalıyız yoksa 'insan oğlu gerçek tanrıyı bilemiyor, anlayamıyor. inandıkları tanrı/tanrılar sahtedir' şeklinde mi anlamalıyız? ya da siz tanrıtanımaz mısınız? ya da tanrı olgusunu da içine alan uhreviyatla ilgili sahih bilgiler, biricik hakikat bilgisi siz de mi var yalnızca? tanrı tasavvuru gibi çok ciddi bir konuda söz söyleyebildikten sonra nasıl olur da "toplumlar savaşmamalı, insan savaşa gitmemeli asıl savaş insanın içindeki savaştır..ilaahir) gibi af buyurun basiretsizce ve dünyevi gerçekliği, toplumların birlikte yaşama hallerini idrak edememişçesine ifadeler kullanıyorsunuz? yazınızı okuduktan sonra "doğru benimde savaşım kendimle, kendime dönmeliyim" gibi yorumlar yazmak kendi adıma tutarsızlık ve malayani bir iş olurdu. kafa karışıklığım için beni bağışlayın. bilvesile selamlar...
*****************************************
Merhaba Mirzabey,
Yine esmiş geçmişsiniz efemmm....
Wooowwww bir esintili rüzgâr, had bildiren bir başkaldırı, samimi bir merak ve biraz da gıdıklayan bir sorgulayışla...
Şimdi nasıl anlatsam, nerden başlasam diye düşünmüyor değilim:))
Hele hele bu denli dikkatli ve düşünce üreten bir beyine cevap vermek benim gibi biri için ne de keyifli, ne de zor ...
Tanrı'ya inanıyorum hep dediğim gibi...
Huyum kurusun yazdıklarımı başkası nasıl anlar diye düşünmeden ve daha anlaşılır kılmadan ham hali neyse öyle olduğu gibi bırakıveriyorum, zannediyorum ki herkes beni ben gibi anlayabilir, oysa belki daha açıklayıcı olmak lazım, yine de sanırım ben bu halimden memnunum... Soru, cevap belki de daha samimi oluyor...Hem herkes kendince bir irdeleme ile hem denileni hem de kendini sorgulama fırsatı buluyor.
Tanrı'yı ve adını savaş için kullananlara sözüm ... Biz kimiz ki O'nun ne istediğini bilip bir de ardına sığınıp onun yarattıklarını öldürebiliyoruz? Biz kimiz ki bir başkası bizden farklı diye yuhalayıp, yargılayabiliyoruz? Biz kimiz ki en doğru benim doğrumdur deyip ona uymayanları aşağılıyoruz? Sorgulamalarım ve isyanım bunadır... Anlayışımla da olsa, hakir de görmesem, evrim sürecinde bunların doğal bir rutin olduğunu bilsem de, yazdıklarım arada dışarı sızan feryadımdır.
Onun adına yapılan savaşlar??? Nasıl becerebiliyorsak... Tanrı böyle istedi, öyle isterdi, yürüyün ileri. gibi bence yersiz şekilde adını ağza alıp sakız yapmak yalan olan... Buna karşıyım ve kendi idem neyse her hal ve şartta bunu söylerim, korkusuzca...
Her zaman dediğim gibi isterseniz beğenir alır gidersiniz, isterseniz anlamaz, kabul etmez ve ters düşersiniz. Her halde duruşum ve dediğim bu, ne tür bir hoşnutluk ve hoşnutsuzluk yaratsa da. Aramızda olan ciddi bir elektrik hattı var bence, ben yazdıkalrınıza ve size karşı ilgiliyim, siz de, buna rağmen zıtlıklarımız törpülenmek için birbirini seçmiş olmalı, çünkü yorumlarınızı okurken hem hoşlanma hem de bir dürtğklenme hissediyorum, beni çokça harekete geçiremeyen bu ortamda beynim zil çalıyor, değişik ...
O yüzden ayrıştığımızı sandığım ( belki de yanıldığım ) konularda sizden bana akan bu enerjiye yönelip eksikliklerimi arıyorum. Bu vesileye vesile olduğunuzu için de sevgi ve minnet duyuyorum. Beni bir adım öteye taşıyacak olan bakış açı ve sorgulamalarınız her zaman yumuşaklığımla karşılanmasa da emin olun ilgiyle alınıp kabul ediliyorlar...
İdrak edemediğimi düşündüğünüz konularda ise idrakim farklı bir açılımda olduğundan basiretsizce ve ütopik gelebilir, çok doğal, yine de yineliyorum bu benim duruşum ve düşüncem... Sadece benim, ve açıklamaya kalkarsam daha da ütopik gelecektir.
Şimdilik sevgimle ...
Düzenleyen carolisolabella gün: 3.7.2007 saat: 18:31
Bağlantı »
Konu: slm
ben ölüm ile oynamak istemiyorum.
başımı kaldırdığımda gökyüzüne üzerime mermi yağdıran bir ucak değil,
ucurduğum uçurtmanın dansını görmek istiyorum.
ben savaşla oynamak istemiyorum.
Ne anne bıraktınız bana,
ne memleket,
ne arkadaş,
ne de oyuncak..
Siz oyunbozanlık yaptınız.
Ben oynamıyorum.
ben ölümün arkadaşlığını sevmiyorum
******************************************************
ölüme inanmıyorum
mavi göklere
uçurtmalara
hayata
diyelim o halde...
sevgilerle
Düzenleyen carolisolabella gün: 2.7.2007 saat: 22:22
Bağlantı »
Konu: benim savaşım
bir Savaşım var benim ki DUVAR'a karşıdır savaşım..
savaş duvarımın bir ucu "anadolu" da...Bir ucu "newyorkda dünya bankasına doğru uzanır "...duvar ki bu savaşın sloganıdır..
"O duvar,Duvarınız, Vız gelir Bize vız"...
Etiyopyadaki çocuğun ekmeğe savaşıdır bu,Öğrencinin kaleme,işçinin çekice,Köylünün orağa savaşıdır...
Savaştır bu,İnsanlığa insanlığını veren "ONUR" savaşıdır...
özgürce ellerimizi çırpmak için,Korkusuzca el ele dolaşmak için,havasını şüphe etmeden solmak için memleketimin, güvenle yarına uyanmak için..
Aydınlığın karanlığa,iyinin kötüye,taşın sopanın,Bombalara savaşıdır....
Sevgilerle....
*********************************************************************************
Savaşıdır, doğrudur, ama anlayışıdır...
Savaş etkidir, tepki verildikçe büyür, gelişir...
Savaşa barışşş, hep barış, sevgi, umut...
Işığımız daim olsun
Teşekkürler ve sevgilerle
Düzenleyen carolisolabella gün: 2.7.2007 saat: 22:21
Bağlantı »
Konu: Zıtların Savaşı
Sadece kendimizle -iç barış için- savaşsak...başka savaşlara gerek kalır mıydı acaba?.Bazen öz güven için,affetmek için,korkuları yenmek,gelişmek için savaşmak gerekir .Öyleyse içimizde yaşadığımız savaşlar kutsal değil midir?..
Yüreğinize sağlık:)
Sevgilerimle.
*****************************************
Selamlar:))
Kutsaldır, bu halken kutsaldır, tabii kutsal kelimesini de açsak neler çıkar neler...
Ki bunla ilgili de aklımda bir şeyler dolanıp duruyor...
Ve zıtlıklar tekamül için, ilelebet ilerleyiş için...
Yüreğimize sağlık desek:))
Sevgilerimle
Düzenleyen carolisolabella gün: 2.7.2007 saat: 00:15
Bağlantı »
Konu: Savaş...
Kendini geliştirmek, ham taşını yontup şekillendirebilmek olmalı oysa bütün uğraşın...Kendinleyse savaşın ancak bu durumda başka da savaş kalamaz ki alemde. Yoksa her şey boşuna, tüm akan kanlar salt hayvani ego adına...
Yüreğine ve yansıması olmuş kalemine sağlık arkadaşım...
Sevgi ve ışıkla,
Ayna
******************************
Selam Tarçınım:))
Bence de sence desem zaten bildiğin bir şey...
Savaşma seviş diye bir laf vardır ya, geliverdi aklıma...
Kendinle savaşmak bile kalmamalı sanki...
Hayat bir savaş aslında başlı başına...
Bunu huzurla alabilmek ve seyirci olmaksa barışın kendisi...
Ve teşekkürler canım
Sevgimle
Düzenleyen carolisolabella gün: 2.7.2007 saat: 00:12
Bağlantı »