8.4.2008
BENDEKİ BİZ

Mahkûm gibi düşünüyoruz…
Yargılanmış, adanmış ve yaşama infaz edilmiş gibi…
Ruhun özgürlüğünü bedene hapsetmiş gibi, oysa düşünceler evren gibi, ses gibi, sen gibi, ben gibi, o gibi…
Suçlu gibi davranıyoruz…
Dışlanmış, suçlanmış ve ölüme terk edilmiş gibi…
O anı bekliyoruz, umarsızca korktuğumuz ve gelmesini beklediğimizi bilmezmiş gibi, son gibi, başlangıç gibi, dönüş gibi, yok oluş gibi…
Esir gibi yaşıyoruz…
Tutuklu, yasaklı, acılı, yaşamaya bağımlı gibi…
Birine, birilerine mecbur gibi, korkak gibi, suçlar gibi, acır gibi…
Bazen mutsuzluktan şikâyet ediyoruz…
Elinden elma şekeri alınmış çocuk gibi, arsız bir karakter gibi, elindekinin değerini bilmez gibi, hoyratça yaşama tutunmuş gibi…
Hepsi ve hepsi alışkanlıktan, alıştırılmışlıktan, hep birini suçlama arzusundan ve hep kendini yetersiz hissetmekten, ya birini gözde çok büyütmekten ya da kendimizi en kusursuz zannetmekten…
Oysa ne o ne bu, ne o ne öteki, olan sadece deneyim, binlerce farklı görünen olayda binlerce aynı ders gibi. Onlarca ifadeden bir tane ses gibi. Hayat ne deyince, seslerce yükselen cevaplardan aslında üç bilemedin toplam beş kelimeden oluşan mucize gibi. Hem yalın, hem sade, hem de çok basit… Görünmeyecek kadar aleni, aleni olacak kadar gizli.
Ne çok doğru yapmaya şartlandırılmışız, kime ve neye göre doğru ise?
Ne çok yanlış yapmaktan korkmuşuz, kime ve neye göre yanlış ise?
Ne çok kendimiz olmaktan utanmışız, kime ve neye göre örnek alındırılmış isek?
Ne çok suçlanmışız, kime ne neye göre yargılanmış isek?
Bizim vicdan sesimizden başka ses mi var?
Bizim özümüzden başka yanan mı var?
İyiyi de kötüyü de yaratan zihnimizden başka illüzyon mu var?
Doğruyu da yanlışı da ayırt etmekte usta şarlanmışlıklarımızdan başka ne var?
Mutluluk dediğimizin kendimiz olduğunu anladığımızda, onun dışımızda değil de içimizde aramaktan başka yol olmadığının farkındalığına ulaştığımızda, insanın kendisini kazanımında yaşanan silsilelerin aslında akış olduğunu idrak ettiğimizde ya da belki hiçbir şey olmadığımızı ama çok şey olduğumuzu hatırlayıp hissettiğimizde, kendimizle yolculuğa çıkmış olduğumuzu biliyor olacağız. Bilgi de, sorgu da, sual de kalmayacak, o anda sadece biliyor olduğumuzu bilip, kendimizi onurlandırıp, yaşamın sonsuz olduğunu ve aslında büyük bir mucize olduğunu kavrayacağız ve akışa aktaracağız…
İşte BİZ o anlarda buluşacağız…
İşte BİZ o anlarda özgürleşeceğiz…
İşte BİZ o anlarda bütünleneceğiz…
07.04.08
Carolina Isolabella Özgün
Konu: ...
merhaba
***********
sana da merhaba:))
Düzenleyen carolisolabella gün: 20.4.2008 saat: 13:56
Bağlantı »
Konu: merhaba..
kimliğimi sordular,
yabancıyım dedim.
neye karşı yabancısın dediler ,
herşeye karşı dedim.
nerde kalıyorsun dediler,
boşlukta
tekrarladılar,
kimsin
hiç..
Bizi hiçleştirdiler
bizi yalnızlaştırdılar
boşlukta sallanıyoruz..
sevgiyle..
*******************
uzun zaman oldu:))
gelmene sevindim
sevgilerle...
Düzenleyen carolisolabella gün: 16.4.2008 saat: 22:24
Bağlantı »
Konu: merhaba
az girsemde unutmadım
*****************************
ben de:))
Düzenleyen carolisolabella gün: 14.4.2008 saat: 09:04
Bağlantı »
Konu: SELAM OLA
Beden içindeki diğer beden;Kimi basitliğin
en kalıcılığının içinde.Kimi ulaşılmazlığın sonsuz
ebediyetinde.
Düşünürüm de,ideal olan mı mutlu kılacak:bulunası
ışığın sonsuz akışını...
Kötü ve çirkin olmasa,din adamları mesleksiz kalıp,ölümlü
insanın ölümcül gidişine mi yönlenirdi?
Kötü yok olunca,ebedi yaşam keşfedilince,dünyevi meslekler
toptan yok mu olurdu? Düşünüüür ve yine düşünürüm:başımı ağırtmadan
kafayı tırlatmadan düşünürüm.:))
Öğrenim ve öğretim ve düşünce adına bize yansıttığın zenginliklere
teşekkür ediyorum.
Sevgilerimle.
************************************************
Bu naif, içten ve doze olmuş merak karşısında gülümsemek hali zuhur etti:)))
Neler olur, neler olmaz derken aslomlşan belki de düalite yok olurdu...
Sonsuzluk ve sadece his..
Bilinmez de, daha deneyimleyemedik toplum olarak...
Dünya yine de dönüyor...
Selam ola dost yürek, selam OL'a..
Sevgilerle,
Carolina
Düzenleyen carolisolabella gün: 11.4.2008 saat: 15:55
Bağlantı »
Konu: mrb.
yazdıkların o kadar dogtu ki, herşey düüncelerimizle filizlenip, tomurcuklanıp yine düşüncelerimizle hayat buluyor. Bir ögretinin parçası gibi yazdıkların, teşekkürler, sevgilerimle.erol
*****************
Ben teşekkür ederim:))
Düzenleyen carolisolabella gün: 9.4.2008 saat: 00:34
Bağlantı »
Konu: KİME GÖRE,NEYE GÖRE
Hapsolduğumuz ilkelliğin benzer yapayların ve
yaygaranın içinden:tüm deneme ve yanılgıların
eğlenceli geçişi yapılmakta.
Çağın içinde yaşarken,çağdaşların hem ilerisine,hem de
gerisine bakıp;Oluşacak tüm baskı ve değişimin heyecanına
uydura bilip,kültürleşmek çoğalarak...
Fakat,neyçin? kimin için? Hangi varışın ölümsüz yaşama hakkına
doğru elde elilecek kayrılmış farklılığın farkındalığında olmak?
***********************************
hiç bilmediğimiz için...
hiç düşünmediğimiz şey için...
daha önce hiç bakamadığımız bir yerden varmak ve bilmek için
belki de...
dolayısıyla biri ya da bir şey içinden ötesi için
:))
Düzenleyen carolisolabella gün: 9.4.2008 saat: 00:34
Bağlantı »
Konu: ....
düşünmek değilde mutlu yaşamak istiyoruz artık
emperyalizmin ,özel mülkiyetin,sömürünün,sınıfların
zorbalığın olmadığı bir dünyada
insanıyla,kuşuyla,ağaçıyla mutlu yaşamak...
artık ne tanrı istiyoruz bizi bağışlayacak,nede kahraman krallar,güzel kraliceler...
:)))
******************************************
bence de:))
oldukça bana göre ...
:))
Düzenleyen carolisolabella gün: 9.4.2008 saat: 00:32
Bağlantı »