« Önceki | Sonraki »

19.6.2006

BEYAZ SAYFA

 

 

 

 

 

Sevgili Dostlar,

 

Bu sayfada benden bir yazı yok,

sizlerden buraya canınızın istediğini yazarak,

ufkuma ufuk katmanızı rica ediyorum.

 

İçinizden her ne yazmak geliyorsa

lütfen buraya yorum gibi yazın ve bu 

hepimizin bir bütünde buluştuğu ortak bir sayfa olsun.

 

Sizin renkleriniz ve enerjiniz kalsın.

Bilginiz ve ışığınız akışa aksın.

 

Sevgimle...

 

 

19 Haziran 2006

Carolina Isolabella Özgün


Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!

10 yorum yazılmıştır

  1. Yazan: Mürvet Karaköseoğlu | Tarih: 2008-07-11 13:04:14
    Konu: Sevmek!
    İstekler....
    Bazen düşündüklerim bana saçma geliyor...Kendimi yargılıyorum ve anlamsız geliyor tüm ifadedeler...Bedenim duygusuz ,hissiz....

    Yine kamçılanıyorum......''Mutluluğumu engelleyen bilinç kalıbımı bırakmalıyım, terk etmeliyim onları'' diyorum... Ne istiyorum? Buna inanıyor muyum? Sonra…. Sonra hakettiklerimi düşünüyorum... ''Onlara ulaşmalıyım.!! Evet istediklerimi yaşamalıyım'' diyorum…

    Bugün yeni bir gün....Ben yeni bir Ben'im...Farklı düşünüyorum,farklı konuşuyorum..Dünyamda herşey farklı......Yeni,güzel düşüncelerim var.....İnsan yaşamadığı şeyler için özlem duyar...İşte o özlem:BEN'im, Onu yaşamak, keşfetmek istiyorum....Ellerimde umut çiçekleri, hayata genç, diri bakıyorum...Bacaklarım titremiyor artık. Bakın bakın…!Korkmuyorum artık! Umutlarımı, hayallerimi çevremdekilere de böyle haykırmak istiyorum! Onları istiyorum....

    Ahhh!!Bütün bunları bir söyleyebilsem....Öyle korkuyorum, öyle korkuyorum ki bu sevgisiz dünyadan... Boş palavraların ve seni seviyorum yalanlarının çok yaşandığı bu dünyadan korkuyorum!

    Ah be!!Umarsızca yaşanmak istenen, yoğun aşk!Kelimelerle kirletilmemiş, bakışlarda gönüllerde yaşanan sevginin direği!! İnsan bu özlem içindeyken, nasıl da tüylerimi diken diken yapıyorsun....
    O sıcaklığın verdiği dürüstlükle ilerlenen sevgi yolu!!! İki kişinin yarattığı sevgi!!! Kimseyi karıştırmadığımız,sadece bize ait dediğimiz özel sevgi...

    Kimse inanmıyor,güvenmiyor sevgiye...Yaşamak istese de korkuyor..Belkide anlık yaşadıkları heyecan daha korkusuzca geliyor..Hep sorumluluklar deyip duruyorlar..Onları kalkan gibi kullanıyorlar.Belkide kaçışın en pratik, en kolay yolu bu! Yalan dolan sevgilerinin kokuşması fazla sürmüyor tabi....Sonra gerçeği, gerçek sevgiyi düşlüyorlar, acı çekiyorlar....Son zamanlarda bu acıyı hissedenler de azaldı.Kadın-Erkek kaçamak derdinde... En iyisi böyleymiş...İkitarafın da,birbirini çözmesi zaman alırmış. Hem birbirlerini de anlayamıyorlarmış (Fiziksel sevmeler hariç) Kime rastlasam şikayet ediyor... İki taraf da kendince haklı çıkmaya çalışıyor...
    Hep üstünlük egolarının tatmini peşindeler... Birbirlerine açık değiller. Hiç kimse birbirinin yüzüne içten bakamıyor.Sevgiyi görmek istemiyor belkide...Offf! Yine oflardayım.. Sahte sevgi dünyasında yine oflardayım!İçim acıyor, kanıyor... Ne kadar çok fazla ihanetler, ölümler yaşanıyor.... Sevgiyi öldürüp yok ediyorlar. İlişkilerde güven yok! Tek sorunları karşısındakini çözmek, çözmek.Çözmek mi? Hay Allahım ya!! Kişi kendini çözmede zorlanırken.....Sen git sevgi sorununu çöz demek geliyor içimden! Git!! Bu güne kadar yaşamışlığını kontrol et!! Ne kadar sevgisizliğini...Yalan dolanla geçen numara sevgini...İşte gör!! Çözülemediğini gör... Kendini keşfet ve kendini gör!
    Bastığın toprağın her karışına,sevgi tohumları ek,gezdiğin her yere... İnsanlara kuşkuyla bakma! Bırak kendini yalın dünyaya...Sevgi çiçeklerinin açtığını gör! Mis kokularını içine çek!! İçinden geldiği gibi konuş!!! .Karşı taraf yanlış mı anlar diye, niyetini bozma...??? Anlarsa anlasın bre!! Gerçeğin yüzünü en iyi bilen kişinin kendisidir aslında… Hatası varsa yaşar, düzeltir belkide...! Bir ben biliyorumlara saklanmaz. SAKLANMAYAN İNSANLAR DÜNYASINDA DA ÇÖZÜLME DERDİ OLMAZ.

    Birbirimize dürüst olmayı öğrenmeliyiz Önce kendimizi düzeltmeyle başlamalıyız.Kendimizi dürüstçe eleştirmeliyiz.Kaçmak yerine;''Öğrenmek için varım ve öğreniyorum... Kendimi affettim!! Senide affettim!!!!!!! ''demeliyiz. Ahhhh!! Öyle bir dünya istiyorum ki...Benim gibi isteyenlerin çoklaştığı bir dünya....Bencilliklerin olmadığı bir dünya....Yalan sevgilerin yaşanmadığı,yalansız dünya....Ve bu dünyanın içinde yaşanan sevgilerde yaşamak istiyorum...
    Sevgi nedir? Nelere izin verir? İnsan sevdiğine nasıl davranmalıdır? Hep sorular sorular yerine candan, içten sevgileri yaşayanların dünyasını istiyorum....Benim gibi içi sevgiyle dolu olanlarla yaşamak istiyorum. Sevgiyi hep hissetmek, hissettirmek istiyorum.....
    Kendilerini yalnızlığa hapsetmiş, insanlarla iletişimini kesmişlerin çoğu öyle korkak ki, kafalarını bile korkudan dışarı çıkaramıyorlar. Sevmekten korkar oldular. Onlara son zamanlarda öyle çok rastlıyoruz ki; Bizi ürkütür oldular,onlara baka baka daha korkar olduk! Korku sardı heryanı,korku!!! Yüzeysel ilişkilerden korkar olduk! Üzülmekden korkar olduk üzülmekten! ''Biz de mi böyle eve hapis olacağız'' korkusundan korkar olduk!

    Offf Of!!!!! Yağmur olmak geliyor içimden....Ama önce ben aklanmalıyım tüm kuşkularımdan ve güvenememezliğimden... Yağmur olmak geliyor içimden ..Damlacıklarım şifa olmalı,korkuları yıkayıp ,aklamalı! Sevgi yağmurları olmalıyım.. .
    Tüm evreni yıkamak istiyorum!!!!!!!! .Sevgi çiçeklerini ekmek........Toprağı sevgimle sulamak istiyorum . Tohumlar ekmek,yeni deneyimlere açık olmak istiyorum.Dünyamda herşey iyi ve güzel demek istiyorum! Hapsedilenler gibi ölü yaşamak istemiyorum! Sevgiden korkmak istemiyorum!!!! Onu yaşamak istiyorum!!! Çünki hayat onunla yaşamaya değer!!!
    Hep bunları düşünüp mutlu olmak istiyorum.Belki istediklerim hayal...Ama ‘’gerçekleşemez mi birgün’’ diye umutlanıyorum işte...Gitgide insanlar robotlaşıyorlar. Maddecilik peşindeler,adeta madde tarafından esir alınmaktalar. Kimsenin aklına sevgi gelmiyor.Büyüklerimiz derdi de susar dinlerdik.Öyle bir gün gelecek ki,insanlar insanlığını unutacak diye... İşte o gün geldi sanki... İçlerinden geldiği gibi davranan öyle az ki....Ben içimde çocuk barındırıyorum çocuk!! O çocuk;sevgi dolu ve çıkarsız bakıyor çevresine...Sevginin yüceliğine inanıyorum.Bizi biz yapan en büyük değere değer veriyorum. Ben sevgiyim! Sevgiyle yoğruldum. Sevmekten korkmamalıyım. Ben sevgiyim!

    ***********************************

    Biz sevgiyiz...
    O Sevgi...
    her şey sevgi...
    hatta sevgisizlik ve korku bile...
    ne fark eder ki, bilsek bilmesek...
    hayat işte
    sevmeli sadece sevmeli:))

    paylaşıma teşekkürlerimle ve ışıklaa

    Düzenleyen carolisolabella gün: 12.7.2008 saat: 00:36

    Bağlantı »

  2. Yazan: edit | Tarih: 2007-09-02 02:56:52
    Konu: kategorisel
    bize ayırmış olduğunuz bu kara sayfayı ;-) örneğin "misafir kalemler" diye bir kategori altında düzenleseniz yazmak istiyenler için iyi olurdu.
    bi de neden kara, hep kara...
    hiç şablonu değiştirmiyorsunuz
    beyaz veya gri arkaplan iyi gider bu yazılara
    ama siyah da apayrı bir tarzdır.
    Karışmış gibi olmayayım da değişiklik iyidir,

    *********************************************************

    selamlar:))

    aslında misafir kalemler fikri güzelmiş:))
    deneyebilirim...

    kara hep kara:))
    karamsar olmadığım kesin, buna rağmen gözümü yormuyor, belli bir nedeni yok aslında, şablonla uğraşmak bana zor geliyor, yazılanlar önemli benim için, görsel olmama rağmen bunu sadece koyduğum resimler belirlesin istiyorum, yine de uyarınızı dikkate alacağım...

    değişik sağlatacak kadar başka bir şablon beğenmedim, uğraşmak için de zaman lazım, yorumlara cevap yazmak, normal hayatımı devam ettirmek ve gözlemci olup yazı ve şiir yazmak, eş, iş kadını, çocuk, öğreti öğretmeni, dost olmak, vs, vs zamanımı zaten alıyor... yine de diikat edeceğim:))

    teşekkürler ve sevgilerle:)))

    Düzenleyen carolisolabella gün: 2.9.2007 saat: 10:33

    Bağlantı »

  3. Yazan: Asitavandas | Tarih: 2006-12-06 15:45:20
    Konu: Düzeltme.
    Yazar olduğum gibi bir anlam çıkmış,düzeltiyorum.Yazarak kendimi ifade etmeyi seviyorum.İlgimi çeken konularda size yazacağım.
    Sevgiler....

    ************************

    Sorun değil, yazmanız ne olursa olsun güzel, bende kendimi en iyi yazarak ifade edebiliyorum, bazen düşünce hızıma yazım yetişmiyor ama olsun...
    Tekrar teşekkür ve görüşmek üzere.

    sevgimle

    Düzenleyen carolisolabella gün: 6.12.2006 saat: 03:55 PM

    Bağlantı »

  4. Yazan: Asitavandas | Tarih: 2006-12-06 00:39:39
    Konu: Düalitik dilin dimağımda çağrıştırdığı dilemna..
    Kullandğınız dil hem çağdaş ve güncel hem de eski kelimelere haiz.Başlıkta ve girişte yazdığım gibi...Eski ve kullanımı azalmış kimi kelimeler,şimdi kullanılmasa da içeriklerini karşılayacak yenileri olmadığı için kullanılmaları oldukça yerinde olabilir.Bunu yapabilmek yetkinlik gerektirdiği gibi alışkanlıkta gerektirir bütün dillerde olduğu gibi...Sizin bu alışkanlığı(Kültür de diyebiliriz)ailenizden aldığınız tahmininde bulundum.Yanılmış olabilirim tabi....Sizi önceden tanımıyorum.Oyumben'in sayfasına çoğu zaman yorum yazıyorum.Sevimli,zeki ve birkimli;seviyorum onu.Orda gördüm isminizi.öylece çekiverdi.Tanıtım yazınız ve güzellikle ilgili yazınız ilgimi çekti.En önemlisi içten buldum.Parlak fikirleri severim ancak öncelikli ilkem içtenlik ve dürüstlüktür.Bloğum yok ;boşta yazarım (Bloglarda tabi,yoksa işim var).Niye yazdığıma gelince;niyetm kendimi tanımaya çalışmak,beni okuyanları düşündürmek.Belki bardağın boş tarafının dolmasını sağlayabilirim.Sevgiyle kal,doğal kal...

    *******************************************

    Teşekkür ederim bilgilendirme için, içtenlik ve dürüstlük benim de ilkelerimdir ve de çokça önemserim. yazar olmanıza sevindim, yazılarınızı okumak isterim mümkünse, yazmanızın sebepleri bana da paralel aslında, sanırım diyaloglarımız devam edecek.

    Şimdilik sevgimle...

    Düzenleyen carolisolabella gün: 6.12.2006 saat: 11:22 AM

    Bağlantı »

  5. Yazan: Asitavandas | Tarih: 2006-12-05 14:40:31
    Konu: Utangaç adam....
    Güzellik üzerine yazdığım yorumun çok uzun olması,doğrusu beni biraz huzursuz etti.acaba insanların çok mu zamanını aldım diye.Utandığım için arka sayfaya kaçtım.İtiraf etmeliyim ki hikayeyi de bitiremedim .Çünkü yer bitti...Bu çok önemli değil.Yalnız şair'in ismini mutlak belirtmeliyim:Ahmet Erhan.Yazılarınızı yeni okumaya başladım.Halide Edip Adıvar,Rabia hatun'u çağrıştıran bir tarzınız var.Eski yazılarınızdan,"sabıkalı ilişkiler" çok hoşuma gitti.Özellikle "kadınların erkekleşmesi"tespiti ve gerekçeleri gerçekten çok iyi bir gözlem ve değerlendirme.Zaten bütün gözlem ve değerlendirmelerinizin altında sezgisel ve bilgisel önemli bir birikim var.Ve birde aşırı kibarlık,herşeyi anlayıpta eleştirmekten çekinir gibi bir haliniz var.Başka bir yazınızda"düalitik savaşçı denklem" diye bir tanımlama var.Boş bir zamanınızda bunu ayrıntılandırırsanız sevinirim.O yazıyıda beğendim.Yalnızca tam olarak anlamadığım bir mistizm sezinledim.Kelimeleriniz de ailenizden gelen gelenekçi bir tutum bilinçli olarak var.Bu da hoş ve ele alınması gerekli bir konu(dil açısından).Korkmayın!...Bu kez kısa kesiyorum.Esen kalın.

    **************************

    Merhabalar,
    Yorumlarınız uzun olması benim adıma hiç sorun değil, içinizden geldiği gibi yazın lütfen. Okumak isteyn okur, okumak istemeyen okumaz, çekinecek bir durum yok. Bloguma nerden uşatınız merak ettim aslında, gizemli ama tanıdık biri gibisiniz. Sizin vlogunuz var ama yazmıyorsunuz sanırım.
    Gözlemlerime gelince, hayatım boyunca en çok gözlemci oldum, insanların içlerini okuduğum bile söylenebilir, bu hem sezgisel hem bilgisel, benim bir parçam oldu.
    Doğru bir gözlem ve tespit :))))
    Kibarlığa gelince bir dost bana zarife bile diyor, sanırım insanları kırmamak gibi ince bir nezaket anlayışım var, insan dolu tarafınla ele alınması gereken bir varlık, boşluklarını kendi bulmalı ve yüzleşmeli bu da anca onun dolu tarafını görmekten geçiyor ve düşünmeye sevk etmekte.

    Düalitik savaşçı denklem ise aslında belki üstünde saatlerce konuşulası bir başka konu ama kısaca şöyle ifade edeyim, içimizde cenentimizi ve cehenenmimizi yaşatan melek ve şeytan var. Tüm savaşlar kendimizden kendimize, içsel bir çekişme hali gibi ve bu aslında hayatın bir denklemi, varlık bilincinin kendi bütünsel bilincine ulaşabilmesi için ayarlanmış hatta programlanmış bir matematiksel problem gibi. Sonucu da anca kişinin kendi algı ve kapasitesi üstünde devamlı içsel potansiyeli ile çalışması...Karışık gibi ama çok da basit aslında...

    Mistisizme gelince bu da doğru bir tespit, içimde, beynimde, gönlümde ve aklımda olan şeyler mistik bir havada dökülüyor çok da açıkça ele alınacak şeyler değil aslında, bazen kendimi enginara benzetirim, iç içe kabuklarım var, açtıkça yenisi çıkıyor ve özde sakladıklarım anca onları tatmakla açılıyor. Özdekiler çok gizemli ve defalarca okunarak hatta üstünde çokça düşünerek bilgi açıyor asılna bakarsanız ben bile okurken her seferinde farklı bir şey alıyorum kendimden...

    Ailemle ilgili yorumunu az daha açar mısınız, pek vakıf olamadım ne demek istediğinize.

    İlgi ve emeğinize de ayrıca teşekkür ederim.

    Sevgiler...

    Düzenleyen carolisolabella gün: 5.12.2006 saat: 08:01 PM

    Bağlantı »

  6. Yazan: yalinayakbasikabak | Tarih: 2006-09-05 23:32:34
    Konu: selam saygı..
    haklıydım
    hakkımı hakladılar
    haksızım şimdi
    çekinmeyin benden
    rahat olun
    hadi gelin gelin
    hop
    orda durun

    şimdi
    hemen konuşursak
    vırvırvırvır vır
    anlaşamayız
    önce okumalıyız birbirimizi
    e hadi ne bakışıyoruz
    okuyuşalım

    mırmırmırımırı mır

    ************************

    Çok ilginç ve keşf etmeye tetikleyici bir yorum, peki tanışalım, yazışalım, okuşalım. Yaşasıınnn sevdim bunu.
    Sevgiler


    Düzenleyen carolisolabella gün: 9.6.2006 saat: 01:09 PM

    Bağlantı »

  7. Yazan: yalinayakbasikabak | Tarih: 2006-08-12 18:09:43
    Konu: hayatın sesini
    duyanlara ne mutlu
    saygı...

    ******

    ayy neden bu kadar geç gördüm bunu ben, duyurun sesinizi lütfen.
    Sevgiyle

    Düzenleyen carolisolabella gün: 9.2.2006 saat: 09:20 PM

    Bağlantı »

  8. Yazan: isimsiz | Tarih: 2006-07-11 20:25:51
    Konu: ışık
    bugün benim için önemli paylaşımların olduğu birgün.öz,göz vesözle başlayan,özümdeki ışığı hatırlamamla devam eden.ışığın üzerini kat kat örtmüş sonrada orada olduğunu unutup gitmiştim,hep eksğimi hissederek.sorup durdum neyi aradığımı bilmeden.neşe,sevinç,coşku,bütünlenme,saf sevgi,kusursuzluk,yaratıcılık,güzellikler,kudret,merhamet,şefkat,bilgelik,bolluk,bereket,özgürlük,anlayış,dürüstlük,huzur,sonsuzluk ve nezaket,hepsi de o kat kat örtülerin altındaydı.her seferinde biraz daha incelecek örtü,korkularımı,kuşkularımı,utançlarımı,uygunsuzluklarımı,suçluluk duygularımı,değersizlik duygumu,sevilemez,istenemez olduğum zannımı,hakedemeyişimi,yargılarımı farkettikçe.artık kötü bir durumla karşılaşıp o duruma sebep olan kişi hakkında bir yargıya vardığımda;''hangi tarafım bu yargıya varmama sebep oldu?''diye soruyorum.bu durumu ben yarattım,içindeki armağanı almak için diyorum.sorumluluğu alıyorum.taşıdığım bir korkumla ilgiliyse yargım,armağanım sevgi oluyor ve kabullendiğim korku hissimin yerini dolduruyor.bağımlılıkla ilgiliyse armağanım özgürlüktür,kıskançlıksa tamamlanma,suçluluksa kendi değerini bilmek,kaybetme korkusuysa güven,yoksunluksa bolluk,acı ile ilgili ise haz,yanlış yapma korkusuyla ilgili ise kusursuzluk,yapmacıklıkla ilgili ise kendim olabilmek,hoşnutsuzluksa gülmek oluyor.armağanımı aldıktan sonra içimdeki benim çehremi taşıyan çocuğa ulaşıyorum.çok uzun zamandır o masum çocuk orada hapis.saklamışım onu karanlıkların içine.ona seni seviyorum,herzaman yanındayım diyorum ve sevgiyle kucaklıyorum.artık özgürce oyununu neşeyle çığlıklar atarak yaratıcı ifadeler katarak oynayabilir.''bu durumu kabul ediyorum ve onaylıyorum''diyorum,tanrısal ifadedir diyerek süreci bitiriyorum.bu yöntemi bir kitaptan öğrendim;p'taah.pleiades mesajları.

    ***

    Senden öğreneceğim ne çok şey var, kamleya kadın.
    Sevgimle

    Düzenleyen carolisolabella gün: 7.12.2006 saat: 10:49 AM

    Bağlantı »

  9. Yazan: newsedat | Tarih: 2006-06-29 01:55:49
    Konu: bende de yazayım!!
    Konu: Ruh gibi olmak
    Ruh duvardan geçebilir, çünkü o gerçek alemle aittir, bu dünya ve içindekiler fani aleme aittir.
    Duvar ruhun karşısında yok hükmündedir.
    Ruhumuzdan gelen hislerimiz karşısında, dünyevi cismimizden kaynaklanan hislerimizin yok hükmünde olması gerekir.
    Soyutlaşma süreci, önce duvar gibi, sonra su gibi, sonra hava gibi, sonra havadan daha latif olmakla devam eder.
    Acılarımız soyutlaşamadığımız için mi yoksa soyutlaşma uğraşımızdan mı, yoksa soyutlaşmaya karşı inatla direndiğimiz için mi varlar?
    Bu sorunun üstünde durmamalı. Peygamberlerin de acı çektiklerini biliyoruz.
    Ama onların üzüntüleri ile bizim üzüntülerimiz aynı değil.
    O halde, dünyada acı çekmek devamlı olacaktır.
    Acı çekmenin kaynakları değişecektir.
    Yukarıdaki iki satırı buraya tekrar yazıyorum:
    ''Ruhumuzdan gelen hislerimiz karşısında, dünyevi cismimizden kaynaklanan hislerimizin yok hükmünde olması gerekir.''
    Demek ki peygamberlerle aramızda böyle bir fark var.
    Onların seviyesine az biraz yaklaşabileceğimize inanıyorum.

    ***

    Merhabalar,
    Özlemiştim gerçekten de, gelmenize çok sevindim, nihayet diyorum.
    Paylaşımınızı çok sevdim, biraz düşüneceğim, farklı geldi ve bu memnun edici,
    bence seviye olarak herşeye yaklaşabilir hatta ulaşabiliriz yeter ki isteyelim ve çalışalım.

    Sevgimle...

    Düzenleyen carolisolabella gün: 6.29.2006 saat: 11:28 AM

    Bağlantı »

  10. Yazan: isimsiz | Tarih: 2006-06-19 15:00:17
    Konu: Merhaba Dostum...
    Dostum blogunda açtığın bu sayfaya ilk yazan ben olmak istedim...
    Seninle ve diğer dostlarımızla aşağıda yer alan çok sevdiğim bir yazıyı paylaşmak istedim...
    Sevgi ve ışıkla,
    Fatoş


    "İnsanlar yaşamınıza bir NEDEN için, bir MEVSİM için, veya bir ÖMÜR
    için girerler. O kişinin kim olduğunu bildiğinizde, o kişi için ne yapacağınızı
    bileceksiniz.

    Birisi yaşamınızda bir NEDEN için bulunduğunda; Bu genellikle ifade
    ettiğiniz bir ihtiyacı karşılamak içindir. Bir zorlukta size yardım etmek
    için, size rehberlik ve destek sağlamak için, size fiziksel, duygusal veya
    ruhsal olarak yardım etmek için gelirler. Sanki Tanrı göndermiş gibi
    görünürler, evet Tanrı gönderdi ! İhtiyacınızı olan neden için onlar
    oradadır. Sonra, siz herhangi bir yanlış yapmadan veya uygunsuz bir zamanda,
    bu kişi ilişkiyi bitirmek için bir şey söyler veya yapar. Bazen vefat
    ederler. Bazen çekip giderler. Bazen yaramazlık yaparlar ve bir tavır
    almanız için sizi zorlarlar.
    Gereksinimimizin karşıladığınız, arzumuzun gerçekleştiğini, onların
    işlerinin yapıldığını kavramalıyız. Ettiğiniz dua kabul edildi, ve şimdi
    ilerlemenin zamanı.

    Bazı insanlar yaşamınıza bir MEVSİM için gelir; Çünkü paylaşma, büyüme veya
    öğrenme sırası sizindir. Onlar size huzur deneyimi getirir veya sizi
    güldürür. Asla yapmadığınız bir şeyi size öğretebilirler. Size genellikle
    inanılmaz miktarda neşe verirler. Buna inanın ! Bu gerçektir ' Ancak, sadece
    bir mevsimlik.

    ÖMÜRBOYU ilişkiler size ömürlük dersler öğretir : sağlam duygusal temele
    sahip olmak için inşa etmeniz gereken şeyler. İşiniz dersi kabul etmek, o
    kişiyi sevmek, ve öğrendiğiniz şeyi tüm diğer ilişkilerde ve yaşamınızın
    alanlarında kullanmak."

    Sevgili Dostum,
    Sen benim için son maddede yer alıyorsun...
    Yaşamın bir parçası olduğunun için teşekkür ederim !

    ***

    Canım Dostuma,
    İşte ara ara yaptığın gibi beni yine gözyaşlarına boğdun. Bu ne kadar güzel bir yazı böyle, ben şimdi sana ne diyeyim ki. Diyecek ne varsa orda yazıyor ve seni de tarif ediyor. Ne mutlu ki iki tarafta da böylesine bir şey var ve yaşanıyor. Bu beyaz sayfaya öyle güzel bir renk kattın ki, devamı da umarım bunu kadar güzel ve içten olur.
    Seni çok seviyorum, iyi ki varsın.
    Sevgimle...

    Düzenleyen carolisolabella gün: 6.19.2006 saat: 04:28 PM

    Bağlantı »