12.11.2007
GÜNAYDIN;AYDINLIK ÇAĞA HOŞGELDİN

Günaydın yeni doğan insan. Buralara gelebilmen epey zaman aldı, seni beklerken buradaki bir an senin uzun dünya yıllarını aldı. Karanlık çağın pusunu üstünden atalı az zaman oldu, gözlerini yavaşça aç, ışık gözlerini kamaştırmasın. Yavaşça kalk, gücünün gücü seni korkutmasın. Göreceklerin gördüklerinin yanında seni şaşırtmasın. Cennet sandığın dirilişinin aslında senin iç özgürlüğün olduğunu anlayınca aklına hakim ol, kaybetmeyesin.
Sezgilerinin ve akışın ruhunda zuhur ettiğini anladığında sakin ol uçup gitmeyesin. Dalgalar halinde sevgiyle yoğrulduğunda, saygının ve seçilmişliğin merhemi yaralarına tuz basmasın, sadece merhem olsun. Şimdi sesimi duyarken bu sana ninni gibi, rüya gibi gelmesin, sen uyandın; aydınlığa uyandın. Gözlerini açmadan veya uykuya dalmadan önce bunu iliklerine kadar hisset.
Bak bu sensin, şimdi seninle konuşan da sensin, son bir silkelenmeyle gözlerini yavaşça açtığında hayal ettiğin ve yarattığın dünyana kavuşacaksın. Endişe etme, korkma, teslim ol, teslim olduğun sadece sensin. Gözlerini açtığında herşeyin sen olduğunu, herşeyin sende meknuz olduğunu anlayacaksın. Önce bir yalnızlık duygusu seni saracak ama zamansızlık zamanıyla bunu da aşacaksın, sen herşeysin. Burda seninle konuşan, zihninde derin bir ses olarak yankılanan ses ise de seni bekleyen sensin.
Hadi yavaşça kalk, şimdi bana yani sana bak, ellerini ver, dokun bana, hisset beni, sar beni, gel uzun zaman önce ayrıldığımızda çektiğimiz acıyı nihayetlendirelim.
Sarıl bana, birleşelim.
Bir parçam seni burda beklerken, sen bir zaman içinde kayboldun, sana hep burdan seslendim, bazen duydun, bazen duvar tuttun, ben seni beklerken sen girdap oldun. Biz dengeydik, iki farklı realiteyi deneyimledik. Sen karanlık çağda, ben aydınlık çağda beraber olmayı bekledik.
Yaratılışımızın amacı bir ve bütün olmakla beraber bir ikilemde terazinin kefelerinde denge kurduk. Şimdi dengeyi bir etme zamanı.
Kalk canım, gözlerini yavaşça aç. Burada kan, ölüm, savaş, acı, korku, beklenti, nefret yok. Burda ışık, sevgi, saadet, barış, özgürlük, anlayış var.
Gel ikiyi bir edelim, Mevlana kimmiş bilelim, Aşık, Yunus, Peygamber neymiş görelim. Meleklerle kanat açalım, uçsuz diyarlarda kartalların kanat seslerini duyalım. Müziğin ritmini kulakların ötesinde kalp vuruşlarımızla dinleyelim, fani neymiş bilelim. Gel uyanalım.
Bastırılmasına çalışılan, boyun eğdirten asılsız inanışlar ve korkulara yol gösterelim, prangalı insanı özgürleştirelim, kelepçeleri çiçeklerle bezeyelim ki sevgi dokunuşlarıyla kilitleri çözülsün, savaşın akıttığı ihanet ve kan gözyaşlarına simli şevkat yerleştirelim, acıyı dindirelim, karanlığa teşekkür edelim. O yoğun karaya, arkasındaki beyaz ışığı gözümüzü kör etmeden, bize yavaşça sunduğu için minnetimizi sunalım. Biliyorum, seni burdan her gördüğümde yaşadığın deneyimlerin seni ne kadar zorladığını biliyorum.
Onca deneyime ve zorlanışa rağmen içindeki güneşi yaktığını, bunun alevini bağrından insanlara sevgiyle akıttığını, inanışının ne kadar yoğun olduğunu da gördüm.
Hakarete, yalana, savaşa, güç yönetimine, uyanışının türlü yollarla senden daha büyük güçlerle bastırılmaya çalışıldığına, bazen yediklerinle ve içtiklerinle ne denli zehirlendiğine, buna rağmen kabulleniş gösterdiğine, inanışınla bunları alt ettiğine, hastalıklara, beyin yıkamalara, baskılara rağmen dayandığını, her acıya ve terk edilişe ve yalnız bırakılmana rağmen iç sesine güvendiğine şahit oldum. Sana atılan her taşa bir tüyü karşılarcasına etki ettiğini gördüm.
O öksesi olan madde dünyada ne kadar şeffaflaşabildiğini, ne kadar kendin olabildiğini kendine kanıtladın. İşte o an bu ana geldin. Karar da senin, seçim de senin. Şimdi zihnen uyanıksın, bütün bulanıklığa rağmen buradasın. Gözlerini açtığında burda kalacaksın, kapalı tuttuğunda arada, uykuya daldığında ise orada oacaksın. Bu bir düş değil, bir hayal değil, şimdi son bir karara kaldın.
Bunca deneyim, yaşanmışlık, geçmiş, hayat ve sana getirdikleri, işin, ailen, çocukların, malların, eşyaların, paran, hastalıkların, sana ihtiyaç duyanlar, görevlerin ve daha bir çok şey arasında karar vermen gerek. Ne yapmak istiyorsun, seçimler senin, sadece sana gösterdiklerimin dışında da bir şeyler olabilir.
Son bir hamle yap, anını kavra, hisset, algıla. Seçimini yap. Bugüne kadar duymadığın, bilmediğin, görmediğin şeyleri düşün. Bekle , aceleci olma, endişe etme sadece içinde ol. Hayal et, düşün, yarat. Bu sensin.
Evet işte duyuyorum, nihayet konuşuyorsun, gözlerini açmadan iyice düşün. Burdan sonra suçlayacak, savunacak, inanacak kimse yok. Sen varsın. Sorumluluğunu al. İşte bu!
Kalktın, ayaktasın, gözlerin pırıl pırıl, ellerin sımsıcak, gücün sende.
Ben sendeyim, sen bendesin.
Biriz.
Günaydın, Aydınlık Çağa Hoşgeldin!
18 Ocak 2006
Carolina Isolabella Özgün
Konu: ışık yazı
bu okuyuşumda çok ışıklı, aydınlatıcı geldi bu yazı..ferahlattı, kendimi iyi hissettirdi... zaman aynı şeyler üzerinde değişik tatlar sunuyor insana..bu çok güzel...teşekkürler...
**************************************************************
selam :))
bende hep bu şekilde düşünürüm, zaman içine yayıldığında başka tatlar verir aynı yazı olsa da... bugün bunu hissettirmesi çok sevindirdi...
sevgiler ve teşekkürler
Düzenleyen carolisolabella gün: 13.11.2007 saat: 20:50
Bağlantı »
Konu: Merhaba Sevgili Carolisolabella:-))
:-))
"Cennet sandığın dirilişinin aslında senin iç özgürlüğün olduğunu anlayınca aklına hakim ol, kaybetmeyesin."
Öylesine güzel sözcüklerle ifade etmişsin ki içselleştirdiklerini...
Yukarıya bir cümleni aldım, ama tüm yazın böylesine anlamlı ifadelerle dolu:-)))
Onları da tek tek alsam, tam bir kopyacı gibi davranmış olcam, ama vurgulanması ve altı çizilerek okunması gerek öyle çok gerçeği dile getirmişsin ki sevgili Carol...
Aşağıya aldığım şu satırların beni özellikle çok etkiledi:
"Biliyorum, seni burdan her gördüğümde yaşadığın deneyimlerin seni ne kadar zorladığını biliyorum.
Hakarete, yalana, savaşa, güç yönetimine, uyanışının türlü yollarla senden daha büyük güçlerle bastırılmaya çalışıldığına, bazen yediklerinle ve içtiklerinle ne denli zehirlendiğine, buna rağmen kabulleniş gösterdiğine, inanışınla bunları alt ettiğine, hastalıklara, beyin yıkamalara, baskılara rağmen dayandığını, her acıya ve terk edilişe ve yalnız bırakılmana rağmen iç sesine güvendiğine şahit oldum. Sana atılan her taşa bir tüyü karşılarcasına etki ettiğini gördüm.
Onca deneyime ve zorlanışa rağmen içindeki güneşi yaktığını, bunun alevini bağrından insanlara sevgiyle akıttığını, inanışının ne kadar yoğun olduğunu da gördüm."
Sevgili Carol, çok güzel bir yazıydı diye vurgulamaktan başka bir seçeneğim yok maalesef, çünkü okurken bana hissettirdiklerini ifade eden sözcükler, kullandığımız gündelik dilde mevcut değil...
:-)))
Dile getiremediklerimi hissetmek sana düşüyor artık canısı:-)))
Ne diyebilirim ki:-))
O güzel yüreğine sağlık olsun, yüreğim onu çok seviyor:-))
************************************************************************
Sevgili Sophia,
canım benim, senin güzel yüreğin ışık gözlerle baktığından böylesine anlıyorsun hayatı bence. demek istediklerini taaa içimde hissettim çünkü , algıladım hatta titredim, bu sevginin ta kendisi değilde ne ki. evet sanırım sözlere gerek olmadan anlaşıyoruz ama seni burda görmek ve paylaşımını hissetmek çok sevindirici. teşekkür ederim, gönlümden yolladığım bir sevgi nefesi ile sana can diyorum.:))))
sevgi ve saygımla:)))))
Düzenleyen carolisolabella gün: 9.16.2006 saat: 11:58 AM
Bağlantı »
Konu: ........
İnsan, özüne ulaştığında aydınlanıyordu...özümüz ki bize bizden yakın iken, biz karanlıklarda kayboluyorduk, kendimiz olmak sorumluluğundan kaçarak...özümüzün bütünselliğinde yaşarsak içimizdeki benlerle, hayatı daha anlamlı anlamlandırabileceğiz...çünkü; anlamlı olan bizleriz...sevgiler carolisolabella...
****************************************
kesinlikle buna katılıyorum, aynen.
sevgimle isimsiz dost.
Düzenleyen carolisolabella gün: 9.14.2006 saat: 05:44 PM
Bağlantı »
Konu: Üçümüz
Sevgili Kamelya,
Herşey üçlü bağlantı zaten, sen ben ve O. Başka ne var ki.Beni mutlu ötesi hissettiriyorsun çünkü yazdıkların ve dediklerin gerçekten hissedilen ve paylaşılan şeyler. Bunları beni sevindirmek için değil hakikatten öyle hissettiğin için yazıyor ve söylüyorsun, bunu biliyorum. İnan sadece bu yüzden sana sonsuz güveniyorum.
Sevginle yaşa...
Bağlantı »
Konu: günaydın
çok doyurucu,çok kapsamlı bir yazı bu.içinde herşey var.birisini yada kendimi suçladığım zaman önce bunu ben yarattım,içindeki armağanı almak için diyorum,sorumluluğumu kabul ediyorum.sonra içimdeki çocuğu kucaklıyorum.sen masumsun suçlu değilsin muhteşem bir varlıksın,ve ben seni çok seviyorum diyerek teskin ediyorum.sanki sen içimdeki çocuğa sesleniyorsun.aynı zamanda sevginin gözleriyle beni izleyen ben olan ben benimle konuşuyor.birde üçümüzü kucaklayan.hep birlikte birbirlerine aynı şeyleri söylüyorlar.çok etkileyici.tebrikler.kamelya
Bağlantı »