23.3.2008
ÖĞRETİRKEN ÖĞRENİYORUZ...
Öğretirken öğreniyoruz…
Birilerine anlatırken, öneride bulunurken, büyüyoruz, gelişiyoruz, olgunlaşıyoruz. Uçsuz bucaksız bir kum sahilinde birkaç kum zerresi olabiliyoruz sadece. O yüzden seviyoruz incileri, o yüzden dalıyoruz derinlere, o yüzden sarıyoruz midyeleri. Bir zerreyi bir bütün ediyoruz içimizde… Sonrasında diziliyoruz gerdanlara, hediye ediliyoruz sevdalara…
Öğretirken öğreniyoruz…
Birilerine anlatırken sorumluluğuna varıyoruz, o insanı yönlendirirken ya da bilgilendirirken hassas dengelerde deneniyoruz, sınanıyoruz, yaşamına ortak oluyoruz. Ona bir tohum ekerken suyla ve güneşle beslenmesi için bir adım atıyoruz, o tohum ki gün gelecek aydınlanacak, semaya çiçeğini açacak, evrene kokusunu salacak.
Öğrenirken öğretiyoruz…
Bir kelimeyi sese dökerken, kağıda akıtırken anlıyoruz, yanına başkalarını dizerken varıyoruz, manasına sarılıyoruz ve yudum yudum içiyoruz. Sonra bir yaratımla ve gelen içsel ilham denilen kaynakla bilir hale geliyoruz. Bildiğimizi tekrar sorguluyor ve bir süre için uyguluyoruz, sonra yeni bir açılımla bir üstüne çıkıp yeniden bilinmeyeni öğreniyoruz.
Öğrenirken öğretiyoruz…
Bir şeyi anlamlandırırken, hücrelere kayıt ederken ister istemez vücut dilimizle aktarıyoruz, hücrelerimizle yansıyoruz, gözlerimizle aktarıyoruz. Sonra elle tutulur hale getiriyoruz, keşif ediyoruz, deneyimliyoruz ve ispatlıyoruz.
İşte hayat…
Pek de bayat…
Üstüne çıkmaya başladın mı kısır rutinler, içine girdin mi labirentler, deneyimlerken problemler, çözerken özgürlükler… Nerelerde salınıyor düşünceler, orda oluşuyor evrenler, bedenler paralel, zamanlar akışkan, an sadece bir an… Ayrı dediğin ayrıcalıklı sen, sen dediğin egosal devinim, ego bildiğin yaşama süregeldiğin, her bulduğunda bir sarılıp bir kaybettiğin… Nokta ve noktalar işte sonsuzluktalar, dön dolaş ayağının altındalar, başının üstündeler, hücrelerinin içindeler, her yerde dönmekteler… Ne gelen var ne giden, var olan sadece bilişler, ard arda gelişler, dip dipe girdaplar…
Ne biliyoruz, ne öğreniyoruz, ne öğretiyoruz? , Hayatı matematiksel bir geometri üstadı ile yoğuruyor, anlıyor ve algılıyoruz. Her birimiz kendince bulunduğu noktanın dengesini sağlama alırken yeni denklemler ve yeni serileri boyutluyoruz, fizik realitenin vizyonsuz görünümlerine çoğalıyoruz… Bir şahlanıp, bir duruyoruz… Gölgelerden ışığa koşuyoruz, ışıkla gölgelerimizi aşıyoruz ve ışığın kendisi oluyoruz… Ve de öğretirken öğreniyoruz…
23 Mart 2008
Carolina Isolabella Özgün

Konu: Öğrenmek
Her şeyi öğrenmek istiyorum.
Hadi.
*********************************
o halde sadece hatırla:))
hadiii
Düzenleyen carolisolabella gün: 31.3.2008 saat: 22:37
Bağlantı »
Konu: :)
seç bakiim bi öğrenim şekli deseler...
öğrenirken öğretmeyi seçerdim...
sevgiler carolina..
***************************************
:))
sevgiler benden sana ...
Düzenleyen carolisolabella gün: 29.3.2008 saat: 11:36
Bağlantı »
Konu: merhaba
bloğunuz benim iç dünyamı yansıtıyor daha önce yorum yaz bölümünüz kapalıydı beğenimi çok önceden belirtmek istemiştim bugüne kısmetmiş sevgiler
************************************************************************************
selam şehnaz,
şimdi tanıdım seni:))
hoşgeldin, her zamanki gibi...
sevgilerimle
Düzenleyen carolisolabella gün: 26.3.2008 saat: 14:29
Bağlantı »
Konu: BİZ İNSANLAR
Kendi güzel ve özel ve kutsal normlarımızın harika ezilmişliğinin güzel kurbanları mıyız acaba?
Kocaman bir çınar ağacında asılı duran salıncak eğlenceye davet ediyor bizleri.Çocuklar doluluktan ,büyükler sorumluluktan söz edip salıncağı es geçiyor gibi!
Harika sululuğumuzu gizlemeye çalıştığımız ciddiyetin mükemmel çekip alanının girdabı bırakmıyor mu bizleri?
Ne dersiniz sevgili arkadaşım ne dersiniz?
**********************************************************
Duruma ve kişiye göre sanırım:))
Her şey mümkün ve hiçbir şey mümkün değil...
Aslen ise; "herşey göründüğü gibi değildir".... derim...
Sevgilerle
Düzenleyen carolisolabella gün: 26.3.2008 saat: 13:23
Bağlantı »
Konu: ÖZÜMSEMEK
Sanıyorum hayatın ve canlı olmanın en harika öğrenimleri ve kabul edişleri; Özümsemek ve özümleye bilmek. Kiminin üst çizgisini,kiminin dib çizgisini algılayıp elleri sürmek üstüne.Gözleri değdirmek,tat almak ve duyumsamak sesin gereçeğini.
Öğrenirken ve öğretirken farklılığını sona gelmeden hissetmek.Ne öğrenmenin ezikliği,ne de öğretmenin üstünlüğü mesele olan.Mesele özümleyip neşe ve hüznün bir olduğunun yaşamsal keyfini sürmek mi acaba?
Kimi konuşmanın en yüce kaynağın ödülü olduğunun uzantısına kavuşmak,kimi de,
susmanın harika dinginliğinin öğrenimine sığınmak ve sığınmak ve sığınmak...
Çalışmanızı kerelerce okuyup,kerelerce yorumlamak gerekir diye düşünüyorum.
Kendin ile uğraşmanın uzun yolculuğunun hediyeleri olmalı:insana sunulan hediylereden...
********************************************
:))
ne güzel bir açılım...
insan insanın irşadı zaten...
paylaşıma teşekkür diyorum çok, çok...
ışıkla
Düzenleyen carolisolabella gün: 25.3.2008 saat: 09:15
Bağlantı »
Konu: mrb.
hayatın bayatlıgına pek katılamıyorum sadece, gün kendisini her gün yenilerken hayata da bir nefes, bir güler yüz ve bir el uzatıyor ama anlayan kim. bizler bayatlaştırıyoruz sanki biraz. fidanlar yine büyüyor, çiçekler her mevsim açıyor, kuşların cıvıltısı hep taze, ama bazen bir dost sesine kulak tıkıyor insan... sevgilerimle
*************************
hayat bayat derken o manada dememiştim:)
her zaman dediğim gibi bazı şeyler zorla olmuyor...
dedikleriniz bakış açınıza göre çok doğru, bir üst seviyeden bakınca ise bambaşka olabiliyor.
teşekkürlerle
Düzenleyen carolisolabella gün: 24.3.2008 saat: 13:41
Bağlantı »