« Önceki | Sonraki »

24.1.2008

ÖLÜMSÜZ ÖZ

 

 

Susturulanlar, korkutulanlar, engellenenler…

Korkularla dolu, sabit fikirden arınamayan köle zihinlerin başvuracağı en ilkel davranış biçimi; korkutmaya çalışmak, ezmek ve aslında hatta adeta yok etmek yani öldürmektir…

 

Bu son zamanlarda ölüm yıldönümleri, facialar, terör estiren hareketler, bombalamalar, silahla saldırmalar, tehditler ve cinayetler görüyoruz. Dünyanın kendisine ve fikrine ait kalacağını sanan ilkel duygularla hareket eden binlerce örgüt, topluluk ve kendilerine ad takarak güç gösterisi yapan bir sürü zavallı. Zavallı diyorum küçümsediğimden veya yargıladığımdan değil, sadece o denli sevgisiz, ilgisiz ve bastırılmış yaşamlarla yoğrulmuşlar ki daha en ilkel duyguların esaretinde oldukları için.

 

Dünyanın belirli bir gidişatı var ve de aslında her şey en olması gereken biçimde.

Belki bu gidişat isyan uyandırıyor, kızdırıyor ve üzüyor ama biliyoruz ki bu ana kaderi programın yansıması ve kesinlikle Yaradan’ın izni ile gelişen bir süreç.

 

Peki, bu sürece nasıl etki edebilir ve olumlu hale dönüştürebiliriz?

 

Öncelikle insana tanınan hür iradeye saygı duyarak, ne yaparsa yapsın, onun davranışının belli bir sebep ve netice zincirinden kaynaklandığını bilerek ve de en önemlisi kabullenerek. Kabullenmek onaylamak değildir, onaylamak olayı tetikleyen ve destekleyen bir şeydir ama kabullenmek bunun altında daha yüce bir amaç yattığını bilmek ve bu hisse duyulan teslimiyetle onu aslında kendi vicdanınla baş başa bırakmaktır. Bu davranış yani bu öze iniş, bir canlıya özellikle de insana verilecek en büyük derstir, onun vicdanın sesini duyması için kendinle bırakmak ona sunulacak en değerli hediyedir ve de altını çizmek gerekir ki kabullenmek bir şeyi kabul etmek değil sadece onun varlığını, olabilirliğini ve evrim düzeyini hor görmeden bilebilmektir.

 

Bir olaya, bir kişiye veya bir şeye anlamak için bakarsak ve de böylelikle görünenin dışında özde olanı anlar ve görürsek etkiye tepki değil, etkiye etkisiz kalabilmeyi deneyimleriz, çünkü etkiye tepki verildiği sürece onu besler, büyütür ve gelişmesine izin veririz ve eskisinden de güçlü bir hale getiririz.

 

Buna en iyi örnek;  birisine çok kızıp, sinir olduğumuzda ona olumsuz cümle veya davranışlarla cevap verir, belki küfür eder ve de kinle yaklaşırız, sonuçta bir bakarız ki onun varlığı hayatımızda daha da büyük bir yer almış ve yarattığı negatif geri beslemeler daha da çoğalmıştır. İşte bu etkileşim onu daha belirgin biçimde güçlendirip bizi daha da çok kızdıracaktır.

 

Oysa geleni görüp, derinlemesine bakar ve ardındaki manayı ararsak hem kendi eksikliğimizle yüzleşir, hem saygı duymayı öğrenir hem de tekâmül yolunda bir adım daha atmış oluruz. O çok kızdığımız ve sinirlendiğimiz olaylar silsilesi ve kişiler de belirgin bir şekilde hayatımızdan çıkmaya başlar, böylelikle iyi ve kötü, güzel ve çirkin, doğru ve yanlış, günah ve sevabın ötesinde bir denge kurup bu etiketlemelerin ötesine geçeriz.

 

Çok zor gibi görünen ve bazılarımıza aslında külliyen saçmalık gibi gelen bu arbedeler esasen fizik kanunlarında bile farklı örnek ve deneylerle kanıtlanmıştır. Dünyayı daha yaşanılır, barış ve mutluluk dolu bir hale getirmek her insanın asli görevidir, bunu yapmak için anlatıma bile ihtiyaç hissetmemeli belki ama birlikten güç doğar ve bizler rengimiz, dinimiz, dilimiz, cinsimiz ve milletimiz ne olursa olsun kardeşiz. Birimizin hayatında gerçek haliyle kendi olabilmesi binlerce kardeşimize de yansıyacaktır, akıl ile gönlünü bir etmiş ve iki pozitif alan oluşturmuş bir varlıkta dengesizlik ya da aksama olmaz.

 

Bunun da işlevsel hale gelmesi için özün neşriyatını yakalamak gerekir ve bunu tek yöntemi düşünceleri denetime almaktır, en olumsuz şey karşısında bile mantığı, aklı ve şuuru kullanarak özdeki pozitif neşriyatı düşünceye taşımaktır. İşte o anda 2+ alana asla 1- alan giremez ve dolayısıyla insanda dengede kalarak oluşan bir güç seviyesi ortaya çıkar ve bu şekilde yansıyarak gelen enerjiyi akışkan hale getirebilir ve hatta onu kendi üzerimize üşüşen o negatiflikten sakin bir dinginliğe alabiliriz.

 

Dönem zorlu, her gün aydınlanan ve dünyayı da aydınlığa taşımaya çalışan birçok insan karşısında onu alt etmek isteyen ve yok etmek için uğraşan bir boyut var, dualitede olan bir denklem bu evet ama bilmeli ki can çıksa da öze aktarılan asla susturulamaz, evrenlere ulaşan asla geri çekilemez, düşünce ile yaratılan asla engellenemez, o halde özden öze, evrenden evrene, düşünceden düşünceye yansıttığımız gerçek insanın hak ettiği güzellikleri bizler oluşturmaya devam edelim. İlerleyelim, gelişelim, değişelim. Mümkün olduğu kadar yılmayalım, korkmayalım, kendimiz olmaya ve daha da insan olmaya gayret edelim. Düşüncelerimizi, fikirlerimizin neler yarattığını bilelim, odaklanalım, kendimizde ve merkezimizde kalalım.

 

Bütünü, birlik ve kardeşlikle oluşturalım ve ne olursa olsun yolumuzdan vazgeçmeyelim…

 

24.01.2008

Carolina Isolabella Özgün


Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!

5 yorum yazılmıştır

  1. Yazan: atesinsesi | Tarih: 2008-01-26 14:48:42
    Konu: devrim
    yaşadığımız zamanın sorunları neler acaba neden kaynaklanıyor tüm bu yaşanılan baskılar.acaba küçük şeylerin tanrıları artık diğer tanrılarla geçinemiyorlarmı eskisi gibi.neden barış denince kızıyor kaya gibi askerler dünyanın tüm ülkelerinde.barış bir rüzgar şarkısımı kayaları oyan...

    hayat kader değilki ve değişmeside düş değil asla.tüm tanrılar biz insanın yarattığı bir sonuç.bak ağlıyor şarap şişesi hayyam hayyam diye.

    postmodernistler için deniz bitti bu ırakın işgaliyle başlayan bir süreç dünyada.ve bilgelik şimdi eskisinden bile devrimci bir ses,ateş gibi....


    gerçekçi ol;imkansızı iste;sevgimle..

    atesin sesi

    ***********************************************

    doğru söze ne denir, üstat?
    kalemler konuşuyor, özler ve sesler...
    değişecek elbet, sesimiz sesliyor elbet...

    sevgiler

    Düzenleyen carolisolabella gün: 26.1.2008 saat: 15:07

    Bağlantı »

  2. Yazan: erolaslan | Tarih: 2008-01-26 01:27:56
    Konu: mrb
    acaba her insan öncelikle kendisine mi saygı duymalı. Kendisine saygı duyan "saygı"nın anlamını biliyordur ve karşısındakine de saygı duyar diye düşünüyorum. sevgiler.

    *******************************
    merhaba,

    bence de kesinlikle öyle..

    ben saygıdan şunu da anlıyorum, bir kişinin kararına, tepkisine, davranış ve tutumuna ve ima etmeye çalıştığı sınıra kabul göstermek de saygıdır.
    talepler karşısında nötr kalmasına ve bunun karşısında zorlayıcı, tahakküm edici ve ısrarcı olmamak da saygıdır.

    bazı şeyler anlaşılır diye düşünüyoruz çoğu zaman ama ne yazık ki insanlar o kadar kendi arz ve taleplerine endeksliler ki asla altta yatanı anlamıyorlar.

    yaşanan her olay karşısında bence bir mana olduğunu anlamak ve bunu kabullenebilmek insani bir haslettir. ve dediğiniz gibi işte burda saygı başlıyor.

    ışıkla..

    Düzenleyen carolisolabella gün: 26.1.2008 saat: 11:50

    Bağlantı »

  3. Yazan: yalinayakbasikabak | Tarih: 2008-01-25 22:01:12
    Konu: ee.. şeyy.. kem küm.. köh..
    buunca peygamber.. kitap..
    taarih.. vs..
    kime söylüyoon..
    naa duvara..

    haalaa
    niye böyleyim yaa
    niiiiii
    ye


    *****************************************

    :))

    hepimiz bir alemiz ondan sanırsam...

    hehhee

    Düzenleyen carolisolabella gün: 25.1.2008 saat: 23:28

    Bağlantı »

  4. Yazan: BARIS59 | Tarih: 2008-01-25 09:10:52
    Konu: İNSANLIK (STRATEJİ)
    Strateji:bilgili,görgülü,zeki insanların elinde olmalı.
    Dünyanın yoksullaşması,ölümlerin kanıksanması ne acıdır ki,
    paylaşım uğruna.Üstünlük uğruna.Halbuki ne üstün,ne varlıklı
    insanlar uygarlıklar gördü bu dünya.
    Silaha ayrılan nakitlere,dolarlara bakınız.Bir yıllığına
    insanlığa ayrılsa "cennet" dünya'da mı diye tartışılır olur.
    Tüm kavramlar elbet bilimiz ,kültürümüz dahilinde konuşulmalı.
    Amaç ne bağcıyı dövmetir,ne bağı yok etmek.
    Vizyonumuz;Kültürümüzü güncelleyerek ve diğer kültürler ile
    el sıkıştırarak devam ettirmek.
    Sevgili Caralisobbella gördüm ki,büyük düşünceler küçük
    oluşumları ,büyüyecek oluşumları yapmamızı engeller.
    Çevremde ve çevremizde çok olur ve yaşanır.
    Ormanlardan bahsederiz,ama çevremizde bir tek ağaç dikmemişik.
    İnsanlık diye ağzımızdan bin bir söz çıkar:en yakın komşular ile
    selam-sabah yoktur.Bu beni üzer Caralisobbella inan üzer.
    Sanırım en küçük ve en basitten başlamalı.Bu bloglarda başladığımız
    inandığımız,ortak noktalarda buluştuğumuz gibi..
    Bir Hayrettin Karaca,kurumlar ötesi güven verdiyse: NEDEN OLMASIN ?
    Bir Akut : Kurumlar üstü güven verdiyse: NEDEN OLMASIN?
    Mesele birşeyler yapmak olmalı diyorum.
    Buradaki,samimiyete güvenerek,çook gerilere gidecem.
    15'li yaşlara.Valeybol oynamak istiyoruz.Ağımız yok,topumuz yok.
    Ama en önemli şeyimiz,inancımız ve neşemiz var.Bildiğimiz
    patetes çuvalarından mahahhe kızları ile birlikte ağ diktik.
    plastik bir top aldık.Kızlı erkekli başladık oynamaya.Her akşam
    İnanın ki,öyle hızlı gelişmeler oluyor ki; şaşarsınız !
    Bizi gören öğretmenler,okullarında fazla olan,top ve ağ verdiler.
    Kuralları öğrenmeye,usta olmaya başladık:)) İyi vururdum iyi:))
    Neyse,rekabet,istek sayesinde,beş takım çıktı.Turnuva düzenledik.
    O günlere,o çocukluğa harika bir yaşanmışlık bıraktık,harika.
    Ama ,ağımız yok,topumuz yok deseydik,bilinmeyen,yaşanmayan günler
    hatırlanmayacaktı,heyecan vermeyecekti..
    Efendim,meydanı boş buldum.Kendimi dost sofrasında hissettim.
    Bir suçulisan ettiysek,afola:)

    ************************************************

    merhaba,

    ne güzel bir anlatım...
    örnek de çok güzel, elbette beklenti olmamalı hayatta, o zaman güzel, iradeyi ele alıp oluşturmalı isteneni... kesinlikle...
    bir başkasından beklemek, ister karşılık olsun, ister taleple olsun... bence yine de her olayda bir şeyler deneyimleniyor ve insanı düşünmeye sevk ediyor.

    çok teşekkürler, burası elbette dost sofrası, iyilik ve kardeşlikte bizim ürünümüz olsun...

    sevgilerle

    Düzenleyen carolisolabella gün: 25.1.2008 saat: 09:20

    Bağlantı »

  5. Yazan: amazonik1 | Tarih: 2008-01-24 19:46:28
    Konu: selam Carolina..
    ''Kabullenmek onaylamak değildir,anlamakta kabullenmeyi ve onaylamayı gerektirmez ve zamanında anlamak ve anlamayana uymamak...

    birkaç gündür bunu yazmayı düşünüyordum inanırmısın? :)

    ''Düşünce sürününce ,herkes kendi sürümünce ''
    Düşünce ,düşünecekler ama iş işten geçmese bari...
    Biz zihin açmaya çalışırken...
    neyse anladın işte...
    İğne takmadan daha serbest alıyormuş kafa ders çalışırken..

    Yorum yapmayacağım,güzel sözler,anlatımlar,yorumum ile dağıtmak istemiyorum açıkçası ve evet ''sözde değil özde'' diyor gidiyorum...

    kalemine ve yüreğine sağlık...

    *************************************************************

    canım,

    senin de her zaman gösterdiğin o gönlüne sağlık...
    iyi ki varsın

    sevgimle

    Düzenleyen carolisolabella gün: 25.1.2008 saat: 09:17

    Bağlantı »