« Önceki | Sonraki »

21.7.2008

Madde Evrenim



Her madde bir maneviyata gebe

Her maneviyat bir maddede sisli

Her madde bir düşünce

Her düşünce bir gerçek

 

Peki gerçeklik bedende mi

Beden son perde mi

Kalıp dökme bir düşünce mi

Yoksa sadece kendi evinde mi

 

Bedenim yetilerini bırakınca

Ruhum nerde saklanacak

Ruhum maneviyatımsa

Madde bedenim nasıl ifade bulacak

 

21.07.2008

Carolina Isolabella Özgün



10.7.2008

BÜYÜTEÇ ALTINDA KAMERA




Gören gözün görüldüğü

Merceğinin ötesinde bir yerde

Kaydedilenin aktarıldığı

Büyüteç altında bir kamera

 

Çift mi desem

Tek mi desem

Kaç kere çekildi bir türlü bilemesem

Yine de defalarca oynadığını gizlemesem

 

Ne hayat ama seyredene

Ne de gülünç senariste

Ya yönetmene ne demeli

Oyuncu büyüteci kameraya tutarken


10.07.08
Carolina Isolabella Özgün 

 

 

1.6.2008

Lir

 

Sanki kalbim bir lir

Kimse onun çalgıcısı

Sadece elleri var üstümde

Ne yüzü, ne kimliği

 

Sanki tınısı bir sis

Kimse onun dağıtıcısı

Sadece sesi var kulaklarımda

Ne kendisi, ne esintisi

 

01.06.08

Carolina Isolabella Özgün

8.5.2008

Bluzu ütüsüz sözlerim

 

Bluzu ütüsüz sözlerim var benim

Beyaz sayfalara çiziktirdiğim

Kara lekeler bırakıp

Bir okuyup

Bir sildiğim

 

İçten gelen sıra dışılığım var benim

Dışa aktarıp şiire iliştirdiğim

Alenen gizleyip

Bir susup

Bir dinlediğim

 

Özden akan anlatımım var benim

Ne övüldüğünde yüceldiğim

Ne yerildiğinde gücendiğim

Bir açıp

Bir nihayetlendirdiğim

 

Bir kalıba sığmaz asiliğim var benim

Kim ne derse desin odur kimliğim

Renkli ibarelerle esinlediğim

Bir savaşıp

Bir barış ettiğim

 

08.05.08

Carolina Isolabella Özgün

22.4.2008

OBSEDE DUYGULAR

 

 

Ne çok musallat enerjiler, hayır kelimesine tutuklu zihinler, hedefe kilitli yürekler ve yapışkan davranışlar görebiliyoruz. Ne çok zorlayıcı, ısrarcı ve baskılayıcı insanlarla karşılaşabiliyoruz.

 

Peki bu takıntı haline dönüşmüş hedefleri taşıyan insanlar aslında neye hizmet ediyorlar? Gerçekte neyi arzuluyorlar? Neden bu kadar saplantılı olabiliyorlar? Bu denli ısrarcı olmak ve kendince hayaller kurup, anlamlar çıkarıp, olanın alenen anlaşılırlığının dışında, kendi zihinlerinin yarattığına inanmak istemek neye bağlı bir davranış biçimidir?

 

İnsan psikolojisi kişiden kişiye ne de çok farklılıklar gösterebiliyor. Çoğumuz hayatlarımızda paralel evreler geçiriyoruz, kimimiz sağlıklı davranış biçimlerini sergilerken, kimimiz takıntı haline dönüştürdükleri şeylerin esaretinde yaşayabiliyor. Bu kendi özellerine kalsa iyi, bir de buna sizi ortak etme çabasını yaşatırken olay epeyce ilginçleşiyor. Ne denli uzak kalmaya çalışsanız, mesafe koysanız, o denli ısrarcı, baskılayıcı ve sıkıntı verici şeylerle karşılaşabiliyorsunuz.

 

Bu durumlarda gözlemci olmak ve aslında olayın ne anlatmak istediğine odaklanmak en iyi yöntem olsa da, bu, ancak karşınızdakinin sizinle eşdeğer titreşime sahip olması halinde çözüme ulaşıyor. Diğer türde ise ciddi bir zorlayış oluyor.

 

Zaman süreçlerinde insan insanlığını tanıma derdine girmişken, onu aşağıya çeken duygular silsilesinde ne de çabuk kaybolabiliyor. Ne de çabuk bir başka varlık onu kendinden edebiliyor. Temelde sevgi ve ilgi bağımlılığı, birçok arayışlarla insanı kişilik bozukluklarına sürüklüyor ve daha kendini sevmeyi öğrenemeyeni başkalarına bağımlı kılıyor. 

 

Peki bu denli tutunmak neden?

Bunca ısrar, hazımsızlık neden?

Bu kadar gözü karalılık, obsesyona dalış neden?

İstediğin ya da daha doğrusu takıntı yaptığın şeyi elde edince ne olacak?

O aziz ve ulu gururun ayaklanacak mı? Kendini çok mu değerli hissedeceksin?

 

Ey kadın, ey adam, ey insan, duygularının esiri isen hala kölesin.

Aşk diye konuştuğun ise sadece bir yanılsama, o sende ise tutunmazsın, sen onda isen ağlamazsın...

Sevgi diye anlattığın sensen anlamını yaşarsın, sevgi diye beklediğine tutsaksan sen esirsin...

Dostluk diye tutturduğun bir yakarışsa dostluktan uzaksın, gidene kal diyecek kadar acizsen gitmen gerektiğinde kalacak kadar da pişkinsin.

 

Zihninin oyunlarınla kuruntu, kurgu, varsayım yapıyorsan, dur da bir düşün, kaybettiğin ve boşa harcadığın zamanı düşün. Kıskançlıkla, entrika ile, kurnazlık ve dedektiflikle bir yere varamazsın, olsa olsa hastalanırsın. Şifaya acilen ihtiyaç duyarsın ve bunu sadece ve sadece sen kazanırsın. Önce kalbine dön bak, sev kendini, sar benliğini, senle zaman geçirmeyene sal derdini, unut harbini.

 

Ey güzel insan, sevgiye ve saygıya değer insan!...

Sen sen ol, bir ve kendin ol, kendinle mutlu ve yolunla aydınlık ol...

Zihninle değil, aklınla bir ol...

Obsede duygu ve arzularınla değil, evrenle ve hislerle gark ol...

Seni hayatına almayı bekleyen nice güzel anlarda, seni gerçekten sevecek olan ile daim ol...

 

21.04.2008

Carolina Isolabella Özgün